Hz. Ömer'in idare anlayışında toplum bütününe göre tek tek şahısların varlğı ve önemi ikinci plânda kalıyordu. Başka bir ifadeyle halife karizmasına değil, cemaat karizmasına ehemmiyet veriyordu. Zira onun nazarında aslolan şahıslar değil, bütün bir toplumdur; buna göre onun yeryüzünde yeri doldurulmayacak, vazgeçilmez bir insan yoktur. Bu kanati doğrultusunda halîfe gerek Irak, gerekse Suriye cephesindeki savaşlarda efsane haline gelen ve yenilmez asker olarak görülmeye başlayan Hâlid b. Veld'i görevden alıp yerine Ebû Ubeyde'yi tayin etmiştir." "Hâlid bilmelidir ki Müslümanları muzaffer kilan Hâlid'in kendisi değil, Allah'tır. Bunun anlaşılması için onu azlettim."⁷¹ "Herkes onu alabildiğine gözünde büyütmüş ve her şeyi ondan zannetmek gibi bir yanılgıya düşmüştü. Ben de her şeyi ondan varsaymalarından korkmaya başlamıştım, halkın her şeyi yapanın Allah olduğunu bilmelerini ve fitneye düşmemelerini istedim"⁷² demek suretiyle komutanını görevden alma gerekçesini açıklamış, onun yerine tayin edilen Ebû Ubeyde başarılı olunca da "bazı kimseler zafer kazanılmasaydı, Hâlid olsaydı kazanılacaktı" diyeceklerdi. Hâlbuki zaferi kazanan Hâlid değildir, zafer Allah'ın bir ihsanıdır. ⁷³ sözleriyle de başarının şahıslara yüklenmesinin yanlışlığını, muvaffakiyetin ancak Allah'ın yardımı yanında toplumun birliği ve dayanışmasıyla gerçekleşeceğini vurgulamıştır.
⁷¹ İbn Sa'd, et-Tabakât , III, 284; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, II,344.
⁷² Halîfe bin Hayyât, Tarih, s. 81; Taberî, Tarih, III, 601, IV, 68; İbnü'l- Esîr, Kâmil, II, 375-376.
⁷³ Ebû Yûsuf, Kitâbu'l- Harâc s. 160.