Son konuştuğumuzda “Yılmaz benim kapımdan hiç gitmedi ki...” derken ne demek istediğini cenaze günü o asma kilidi kapıya vururlarken anladım. O eski kilidin üzerinde "Yılmaz" yazıyordu. Gözleri dolmuş bir halde Yılmaz'dan bahsederken avucunda tuttuğu kilit, benim için daha da anlamlıydı şimdi. Sanki onun elini tutar gibiydi...
“Mesela bu kişi sabah erkenden işe gidiyor, ona ilk günaydın diyen kişi ben olayım diye alarmımı kurup uyanıyorum. Ama o sabahları sadece onun için erken uyandığımı bilmiyordu şu ana kadar, işte şimdi itiraf etmiş oldum.”