''Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini kaybetmiş demektir.''
-----------------------------------------------------------
OTOMATİK PORTAKAL: 8.5'dan 9
Uzun bir süredir kitaplığımda duran bu kitaba 2020 bitmeden bir şans vermek istedim. Açıkçası kitap hakkında daha önce pekte iyi yorumlar duymamıştım.. Mide bulandırıcı diyeni duydum, abartı diyeni, özenti diyeni... Yine de tüm ön yargılarımı bir kenara bıraktım okumaya başladım.
-SPOILER ALERT-
15 yaşındaki ana karakterimiz Alex yaşamını şiddet üzerine kurmuş, geceleri sokaklarda çetesiyle terör estiren bir anti-karakter. İlk bölümde çete kardeşleriyle geceleri sokakta işlediği suçlardan bahsediliyor ve bana kalırsa karakterlere karşı herhangi bir sempati duymamız engellenmeye çalışılıyor. Çünkü işledikleri suçlar basit suçlar değil.. Bol bol şiddet, taciz, tecavüz... Sanırım çoğunlukla insanların iğrendiği kısım -ben pek rahatsız olmadım- burası.
İlk bölüm boyunca işledikleri suçlar ve çete kardeşleriyle hafif çatışmalarını okuyoruz. Bu arada bu garip distopik evren hakkında da bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Örneğin çocuklar ve hamileler dışında herkes çalışmak zorunda! Boş gezmek yok E böyle bir ortamda anne babadan uzak büyümüş çocukların nasıl olabileceğini de tahmin edebiliyorsunuzdur sanıyorum. Alex'in ailesinin de tabii ki yaptıklarından haberi yok. Olduklarında yıkılıyorlar zaten... Herneyse bölümün sonlarında çete kardeşlerinin ana karakterimize karşı bir plan kurduklarını seziyorsunuz ama kimseyi de sevemediğiniz için pek üzülmüyorsunuz :) Herneyse yaşlı, kedilerinden başka kimsesi olmayan ve zengin bir kadını soymaya giden Alex, pek istemeyerekte olsa kadını öldürüyor ve kardeşlerinin onu satması sonucu tutuklanıyor. İlk bölümümüz burada bitiyor.
İkinci bölümde ise Alex'in hapishane sürecinden