uzun zamandır rs'deydim ve bu kitap çıkmam için güzel oldu gerçekten. epey akıcı ve yalın ilerliyor.
yorumlarda pek çok kişi harry potter serisine benzetmiş ama bence içinde sihir+okul olan her şeyi harry potter'a benzetmeyelim yani, hiç alakası yoktu.
küçük çaplı işlerde dedektiflik yapan Ivy Gamble'a bir gün sihir gücü olan kardeşinin çalıştığı okuldan bir dava gelir, bir cinayet davası.
konumuz bu kitapta hem Ivy ve kardeşinin nasıl birbirlerinden koptuğunu, hem Ivy'nin kardeşi yüzünden nefret ettiği büyücülük dünyasına alışma çabasını, hem de çözülmesi imkansız gibi duran bir cinayet davasını okuyoruz. ben kurguyu ve ilerleyişini gerçekten beğendim. ancak birkaç eksiklik olduğunu düşünüyorum, onlardan bahsedeceğim biraz:
ilki, kitapta olayların bağlantısının çok kopuk olması oldu. her bölüm Ivy'nin gözünden gitse de çok fazla olay anlatılmaya çalışıldığı için her ne kadar dili çok sade bir kitapta olda pek çok yerde kafam karıştı.
ikincisi, hep aynı karakterler üzerinden ilerlenmesi oldu. bir cinayet romanı klasiği olarak şüphelilerimiz var. tahmin yürütüyoruz doğal olarak ancak sanki yazar bizim yerimize bu karakterleri tahmin etme ve eleme işini yapmış gibiydi. şüpheli olarak görmeye devam ettiğim birkaç karakter bir anda ana karakterin dostu oldu, aynı şekilde bazı karakterlere de elde kanıt yokken gereksiz bir şüpheyle yaklaşılmıştı. bu beni okurken çok rahatsız etti. daha fazla şüpheliyle tanışmak isterdim.
üçüncüsüyse olayların aşırı tahmin edilebilir olmasıydı. ama aşırı yani... spoiler vermek istemiyorum ama kitabın gidişatında önemli yere sahip olan birkaç olay ve kitabın sonunda ortaya çıkan bir olayı daha ilk 50 sayfa içerisinde anladım ve pek polisiye okuyan biri de değilim açıkçası.
son olarak da ben sonu pek beğenmedim. ucu açık sonları severim.
''Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini kaybetmiş demektir.''
-----------------------------------------------------------
OTOMATİK PORTAKAL: 8.5'dan 9
Uzun bir süredir kitaplığımda duran bu kitaba 2020 bitmeden bir şans vermek istedim. Açıkçası kitap hakkında daha önce pekte iyi yorumlar duymamıştım.. Mide bulandırıcı diyeni duydum, abartı diyeni, özenti diyeni... Yine de tüm ön yargılarımı bir kenara bıraktım okumaya başladım.
-SPOILER ALERT-
15 yaşındaki ana karakterimiz Alex yaşamını şiddet üzerine kurmuş, geceleri sokaklarda çetesiyle terör estiren bir anti-karakter. İlk bölümde çete kardeşleriyle geceleri sokakta işlediği suçlardan bahsediliyor ve bana kalırsa karakterlere karşı herhangi bir sempati duymamız engellenmeye çalışılıyor. Çünkü işledikleri suçlar basit suçlar değil.. Bol bol şiddet, taciz, tecavüz... Sanırım çoğunlukla insanların iğrendiği kısım -ben pek rahatsız olmadım- burası.
İlk bölüm boyunca işledikleri suçlar ve çete kardeşleriyle hafif çatışmalarını okuyoruz. Bu arada bu garip distopik evren hakkında da bir şeyler öğrenmeye başlıyoruz. Örneğin çocuklar ve hamileler dışında herkes çalışmak zorunda! Boş gezmek yok E böyle bir ortamda anne babadan uzak büyümüş çocukların nasıl olabileceğini de tahmin edebiliyorsunuzdur sanıyorum. Alex'in ailesinin de tabii ki yaptıklarından haberi yok. Olduklarında yıkılıyorlar zaten... Herneyse bölümün sonlarında çete kardeşlerinin ana karakterimize karşı bir plan kurduklarını seziyorsunuz ama kimseyi de sevemediğiniz için pek üzülmüyorsunuz :) Herneyse yaşlı, kedilerinden başka kimsesi olmayan ve zengin bir kadını soymaya giden Alex, pek istemeyerekte olsa kadını öldürüyor ve kardeşlerinin onu satması sonucu tutuklanıyor. İlk bölümümüz burada bitiyor.
İkinci bölümde ise Alex'in hapishane sürecinden
Selaaam çok uzun zaman sonra bir inceleme yazıyorum ve çok heyecanlıyım. Epeydir inceleme yazmıyordum çünkü buna gerek duyduğum bir kitap henüz karşıma çıkmamıştı. (çoğunlukla okuduklarımı sevmediğimden değil, zaten fazlasıyla iyi yorum olduğundan..) Her neyse bugün hem pek keşfedilmemiş olduğundan hem de beni epey etkilediğinden İki Hayat Arasında incelemesini yazıyorum:
MÜKEMMEL HAYAT MI YOKSA MÜKEMMEL AŞK MI?
Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; Sabine adında bir kızımız var. Bu kızımızın kendini bildi bileli iki hayatı var. Bir günü iki kez, farklı bir aile, arkadaşlar, sevgili, okul.. ile yaşıyor. İlk hayatı herkesin özeneceği türden.. Fazlasıyla zengin bir ailesi, popüler arkadaşları, mükemmel uyduğu bir sevgilisi var. İkinci hayatında ise ailesinin maddi durumu daha kötü ancak orda da ailesi arkadaşları var.
Sabine ise 18 yaşına geldiğinde bu iki hayat meselesinden fazlasıyla sıkılmış durumda. Bir şekilde birini seçmek ve herkes gibi tek bir yaşam sürmek istiyor. Bir gün bir hayatında kolunu kılıyor ve diğer hayatına geçtiğinde kolunun sapa sağlam olduğunu fark ediyor. Bunun üzerine ise riskli testler denemeye başlıyor.. Bir tarafta mükemmel bir yaşam bir tarafta ise yeni yeni tecrübe ettiği ilk aşk.. Peki Sabine neyi seçecek?
Evetttt gelelim yorumuma. Şunu belirtmek isterim ki kitaba 0 beklenti ile başladım. Konusu iyi olsa da harcanmış bir bilim kurgu gözüyle bakıyodum hep. Ancak kitap o kadar akıcı başladı ki, bir baktım 120 sayfa okumuşum bile.. Kitabın başından sonuna kadar sanırım herkes gibi mükemmel hayatı seçmesini istedim. Tamamen onun iyiliği için :) Ancak kitap ilerledikçe Ethan karakterini o kadar sevdim kii. Kitabı 1 günden biraz daha kısa bir sürede bitirdim ve resmen hiç elimden bırakamadım. ( Bunun nedeni birazcık Ethan olabilir )
Aşkın
Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaptı. Çok etkilendim, çok sevdim sayfaların altını çizmekten post it yapıştırmaktan yoruldum... Okumadıysanız kesinlikle okuyun...
Çok güzeldi...Büyük bir beklentiyle başlamamıştım ancak kitap bitene kadar elimden bırakamadım. Sonunda her şeyin birbirine bağlanmasına bayıldım.
Her şeyin bir nedeni vardır.