Nefs-i levvâme ve tövbe makamında tüm günahlardan arınarak dünyaya yeniden gelmiş gibi bir hâl ve çok farklı bir hayat elde ederler, gönülleri ilâhi nurla doldukça dolar ve artık ubudiyeti zevk ederler ve ibadetlerini şevk ve lezzetle yapmaya başlarlar.
Bu yolda muvaffak olabilmek için bir taraftan kalp ve ruhun gıdası olan Zikrullah’a devam ederken, diğer taraftan da nefsin arzu ve istekleriyle mücadele edebilmek için midesini tıka basa doldurarak kalbindeki hikmet nurunu söndürmez, gaflete dalmaz, kana kana su içmez, beş saatten fazla uyumaz, gereksiz yere konuşmaz, kahkaha ile gülmez ve bir an ölümü, kefeni, tabutu, kabiri, sorgu ve suali, haşri, mahşeri, mizanı, sıratı, cennet ve cehennemi unutmaz.