Yılların geçmesiyle farkına varacağın bir şey de yaşamın niteliğinin yüzümüzdeki çizgilerde bıraktığı izler olacak. İzlerde beslenmenin, stresin, deneyimlerin acımasızlığının da etkisi vardır elbette, ama bunlar hafif, solgundur. Silinmeyen çizgilerin nedeni içsel yaşantımızın yoğunluğudur.
Yirmi yaşındayken hepimiz ‘güzelizdir’ ama kırk yaşına gelince yüzümüz anlamlı bir biçimde konuşmaya başlar. Ne gibi duygular besledik? Öfke, kıskançlık, rekabet, bencillik, miskinlik mi? Yoksa güç, sevgi, cömertlik mi?