ayca bedir

ayca bedir
@aycabedir
… Öyle düşünebilseydim zaten çoktan evimi bir çadıra boşaltır, hayatımın armağanlarını ve onun kırılganlığının gizemini kabul ederdim. O zaman her birimizin yeryüzünde bir göçebe olduğumuzu, gücün kapıları kapatmaktan değil, sonuna kadar açmaktan, sığınağımın eğreti kapısını her çalanı içeri almaktan kaynaklandığını bilirdim.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Babam bağlı olmama felsefesine dayanarak, daima “Arzu insanı köle eder,” derdi. “Nesnelerin varoluş nedenleri gerektiği zaman kullanılmalarıdır, yoksa zamanını onların peşinde koşarak geçirmek değil. Arzuların bambaşka bir özelliği vardır. Birini yerine getirdiğin anda asla dinmeyecek bir susuzluk gibi hemen bir yenisi doğar.”
Sayfa 148·Kitabı okudu
Senin yaşındayken ben de kuşku nedir bilmeyen insanlara hayranlık duyardım. Zamanla anladım ki çoğu kez bu davranışın altında bir tür zayıflık ve tehlikeli bir kırılganlık yatıyor. Kendinin daima haklı olduğunu sanan insan kendini üstün hissetmeye de meyillidir; kendinde başkalarını yargılama ve etiketleme hakkını görür, kendini ulaşılması gereken bir model olarak ortaya koyar. Gerçekten model haline gelen herhangi bir ermişin duygularını öğrenmek için yaşam öyküsünü okursan bunun tam tersinin geçerli olduğunu anlarsın: Bu insanlar yetersizlik, zedeleyebilirlik ve alçakgönüllülük örnekleri olmuşlardır. Pek çok ermiş, uçurumlara düşmeden yükselinmeyeceğini, mutlak hiçliği kabullenmeden doluluğa ulaşılamayacağını kanıtlamıştır.
Sayfa 126·Kitabı okudu
Yılların geçmesiyle farkına varacağın bir şey de yaşamın niteliğinin yüzümüzdeki çizgilerde bıraktığı izler olacak. İzlerde beslenmenin, stresin, deneyimlerin acımasızlığının da etkisi vardır elbette, ama bunlar hafif, solgundur. Silinmeyen çizgilerin nedeni içsel yaşantımızın yoğunluğudur. Yirmi yaşındayken hepimiz ‘güzelizdir’ ama kırk yaşına gelince yüzümüz anlamlı bir biçimde konuşmaya başlar. Ne gibi duygular besledik? Öfke, kıskançlık, rekabet, bencillik, miskinlik mi? Yoksa güç, sevgi, cömertlik mi?
Sayfa 67·Kitabı okudu
Hiçbir zaman prenses, cariye ya da peri kılığına girmek istememişimdir. Kendimi özdeşleştirebileceğim tek giysi Kızılderili giysisi olurdu: deri bir ceket, oklar, yay ve başıma takacağım uzun ve renkli tüyler... Beyaz atlı prensimi bulacağım diye bir balodan ötekine dolaşan prenses olacağıma geniş çayırlıklarda atının üzerinde rüzgar gibi dolaşan bir Kızılderili kız olmayı yeğlerdim.
Sayfa 66·Kitabı okudu