"Onca yıl beklediğin odandan bin bir umutla çıkıp her şeyi göze alan o karşılıksız cesaretinle, boşluğumda sonsuza dek düşmeyi göze almıştın. Beni onca sevdiğin, ben görmediğim halde senin bende gördüğün yanlarım bile boşlukmuş bana..."
"Seni sevmek, bundan yıllar önce seni bir idol gibi içimde büyütüp hayranlığımın yavaş yavaş aşka dönüşünü ürkekçe gizleyerek kaleme aldığım mektuplarıma, aynı incelikle, aynı özlemle, aynı hayranlıkla verdiğin cevaplarına inanamamaktı."
"İnsan öleceğini bile bile kendini adayarak yaşaması iğrendiriyordu beni. Üç kuruş için bütün gün simit satan bir piçle göz göze geldiğimde, yüzünü cama vura vura parçalayıp gözlerini cam kırıklarıyla çizerken gördüm kendimi. Yanımdan geçip giden her insanı durdurup hiç ölmeyecekmiş gibi hayata bağlanmasının hesabını sormalıydım. Bütün bunlar insanların aklına nasıl geldi acaba? Böyle tıkır tıkır işleyen bir düzeni nasıl oturttular? Bu insanlar nasıl böyle birbirine bağlanabildi? Bunları uyuşturup her şeyi unutturan şey ne? Televizyon, telefon, bilgisayar nasıl bulundu? İnsanları yataktan çıkartıp bunlarla uğraşmasına neden olan şeyi merak ediyorum. Bana da gösterin. Beni de içinize alın. Uyumlu biriyim. İyi anlaşırız."
"Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil"