Birkaç gün önce bitirdiğim ve beni derinden etkileyen bir kitabın yorumu ile geldim.
İlk önce kısaca konusunda bahsetmek istiyorum:
Bir kasabada başmuallim olarak görev yapan Zehra Öğretmeni tanımakla başlıyoruz kitaba. Zehra öğretmen, kasabada en sevilen, alçakgönüllü, hatırı sayılan bir kadındır. Görevini en layığıyla yerine getiren bir öğretmendir. Bunca iyi huyunun yanında bir hissi içinde öldürmüştür. "Acımak" duygusunu. Yanlış yapılan bir şeye, sorumsuzluğa asla tahammülü yoktur. Bunun sebebi de geçmişidir.
Bir gün Zehra Öğretmen, babasının çok hasta olduğu haberini alır. Geçmişte yaşadığı olaylardan ötürü babasının yanına gitmek bile istemezken bir an düşünüp gitmeyi karar verir. Babasının eşyalarının arasında bir hatıra defteri bulur ve okumaya başlar. Ve anlar ki babası ve ailesi hiç sandığı gibi insanlar değildir.
Aslında konusundan bile anlayabilirsiniz ne kadar hassas ve dokunaklı bir kitap olduğunu. Herkes çok seveceğimi söylemişti ama bu kadar etkileneceğimi asla düşünmemiştim. Son sayfalarda gözyaşlarımı tutamadım. Kitap o kadar akıcıydı ki elimden bırakamadım ama çabucak bitsin de istemedim. Ocak ayı içinde okuduğum en güzel kitaptı. Yazarın dilinin akıcılığı ve kitabın sizi içine çeken konusu sayesinde hemen bitirebileceğiniz bir kitap. Elinde olanlar hemen okusun, olmayanlar da hemen alıp okusun derim ben. Bu yılın favorileri arasına girdi benim için kesinlikle