Tüketim çılgınlığı,günümüzde ne kadar da büyük bir sorun.Durmadan tüketen toplumlar,teknolojinin de gelişmesiyle birlikte önü alınamaz bir sorun halini aldı.
Bilimkurgu özelliklerini yer yer taşıyan bir eserdi.Şurubun hepsini içen Hayri’nin kısa sürede yaşlanması ve bunun için bir ilaç hazırlanıp içtikten sonra kurtulması.Hayri’ye verilen ilacın ölümsüzlük ilacı tabirini kullanmaları,bilimkurgu romanlarında bulunan olaylardandı.”Nitelikli bilimkurguyla içinde yaşadığımız sistemin eleştirisi yapılır”.sözünü kitaptan alıntılayarak bunun hakkında fikirlerimden bahsetmek istiyorum. Bu romanda üstünde durulan konu hala dünyada devam eden kitlesel bir sorundur.Postmodernizmin yükselen değeri olan tüketimi ele alıyor.Ülkemizde de örneklerini görebileceğiz bu sorunun,bilinçsiz toplumdan ve gözü doymak bilmeyen kapitalizmden kaynaklandığı fikrindeyim.Gelişmekte olan bir ülke kategorisinde bulunmak ve büyük bir pazar halini almamızın anlatıldığı bu romanda okuyucularına büyük bir bilinç katma amacında yazıldığını düşünüyorum. Güçlü devletlerin kendinden güçsüz olan ülkeleri bir pazar alanı görüp,insan sağlığını düşünmeden bir şurubu dağıtmaları ve GDO’lu ürünlerle insanları zehirlemeye devam etmesi üzerinde duruluyor.Şu anda da devam eden bu sistem ne kadar eleştirilse de buna göz yuman insanların olması tam bir vahşet.Belki insanları Hitler’in yaptığı gibi gaz odalarına kapatıp öldürülmüyor ya da kamplarda ölüme mahkum edilmiyorlar.Bundan daha kötü bir şeyi kullanıyorlar.Hiç zararı olmadığını göstererek çeşitli ürünlerle bizi kendi kendimizi zehirlememizi izliyorlar.
“Çocuklara,hiçbir şeyi olduğu gibi kabul etmek zorunda olmadıklarını hissettirilmelidir”.Ne anlamlı bir cümle.Birçok ebeveynin zihnine kazıması gerektiğini düşünüyorum.Çocuklara kendi doğrularını empoze etmek
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayal gücü ne kadar da büyüleyici bir yer.Büyüleyici kelimesi biraz fantastik kaçabilir ama tam anlamıyla fantastik bir eser.Hayatın zorlu akışına ara verip kendimizi bazen bu büyüye teslim etmeliyiz.Hem çocuklar için hem de biz yetişkinler için bir eğlence alanı yaratır.
Bu eğlence günlük hayatta yaşadıklarınıza benzemez tabiki.Bahsettiğim eğlence,hayal gücünüzde yaptığınız bir yolculuk.Sizi öyle yerlere götürür ki bazen umutsuz bazen gururlu bazen de çok şaşkın kalabilirsiniz.Gelin bu yolculuğa Dorothy ve Toto ile çıkalım.Bu küçük kız Em teyzesi ve Henry eniştesiyle yaşamakta fakat bir gün bir hortum çıkar.O sırada evde olan küçük kız ve sevimli köpeği Toto ile hortumla sürüklenir.Gözlerini açtığında kendini başka bir diyarda bulur.Tek amacı ailesine geri dönmek olur.Kitaba başladıktan sonra dikkatinizi ilk olarak gri diye tasvir ettiği bir dünya karşılar.Olaylar devam ederken dikkatimi çeken unsurlardan biri de renkler.Darothy’nin dünyasının gri olması ya da zümrüt şehrin yeşil olması gibi,renklerin yaşanılan dünyanın zihnimizde canlanması ya da bizi yazarın anlatmak istediği fikrin daha iyi kavramamız için bir ipucu olduğunu düşünüyorum.Çünkü renkler simgeseldir aslında.Gri biz de kasvet,beton veya mutsuzluk;yeşil ise canlılık,refah ya da bereket gibi kelimeleri zihnimizde çağrıştırır.Darothy birçok güzel yerlere gitmesine rağmen oralarda kalmak yerine evine dönmek ister yol arkadaşları onun bu isteğine şaşırırlar.Çünkü yeşil bereketli yerler yerine neden gri bir yere gitmek istesin ki insan.Buradan şu çıkarıma vardım:yaşadığımız dünya ne kadar kasvetli olursa olsun insan mutluluğunu yanında mutlu olduğu insanlar belirliyor.
Okumaya devam ettiğimizde bizi müthiş bir ikileme sürüklüyor.Korkuluk karakterinin beyin ve Teneke Adam’ın kalp istemesi.İkisi arasında şu an