Eğer düşmanlarınızla savaşmanız kaçınılmaz ise, her zaman onları ilk adımı atmaya zorlayın. 1861'de Başkan Abraham Lincoln, oldukça dikkatli bir manevrayla Güney’in ilk mermiyi Sumter Kalesi’ne atmasını ve İç Savaş’ı başlatmasını sağlamıştı. Bu hamle, Lincoln’u ahlaki açıdan üstün bir konuma taşımış ve kararsız olan pek çok Kuzeylinin onun tarafını tutmasına yol açmıştı. Aynı şekilde, bir saldırı savaşı sürdürürken bile amacınız intikam almak değil; kendinizi bir işgalci olarak değil, bir kurtarıcı olarak sunmak olmalıdır.
Düşmanınızın ahlaksal şöhretini zedelemeye çalışırken kibar davranmayın. İyi ile kötü arasındaki farkı olabildiğince belirtin, kullandığınız dili sivrileştirin ve beyaz ile siyahın arasındaki farklardan söz edin. İnsanları gri bir alan için savaşmaya yönlendirmek zordur.
Cezayir ve Kuzey Vietnam'ın propaganda kampanyalarının bu denli yıkıcı olmasının bir nedeni, Fransa ile Amerika'nın savunduğu özgürlük değerleri ile ulusal bağımsızlık hareketlerini bastırmak için verdikleri mücadele arasındaki çelişkiyi gözler önüne sermesiydi. Bu durum, her iki ülkenin de ikiyüzlü görünmesine yol açmıştı.
Ahlak savaşçısı stratejik davrandığından tek etkili karşılık stratejik olmaktır. Davanızın haklı olduğunu bildiğiniz zaman bile halkın bu biçimde gördüğünden emin olamazsınız.
Günümüz dünyasında görünümler ve şöhretler önemlidir: düşmanın olayları kendi istediği gibi çerçevelemesine izin vermek, bir savaş meydanında en iyi konumu ona bırakmak gibidir. Ahlaksal alan savaşı başlayınca, ateşli silahların kullanıldığı bir savaş meydanında olduğu gibi yüksek tepelere sahip olmak için mücadele etmeniz gerekir.