Yazarın 1 yıla yakın bir süre Beyrut'ta yaşayarak yazdığı kitap, masa başında değil bizzat o atmosferi hissederek yazması nedeniyle hissiyatlı bir hale gelmiş. Ece Temelkuran'nın yaptığı kentsel ve sosyal betimlemelerdeki derinlik bunu gösteriyor.Oxford-Paris-Beyrut üçgeninde başlayan hikaye, karakterlerin Beyrut'ta bomba yağmurları altında, trajik bir buluşması ile sonlanıyor.
"Muz'un Sesi" mi olur? Evet, bu bir metafor-mecazi anlatımsa olur. "Muz'un Sesi" , Ortadoğu'ya batının getirdiği savaş ile susturulmuş halkların sesidir. Ortadoğu'nun bize en çok benzeyen kenti Beyrut'tan ve tıpkı bizim gibi olan insanları ile Türkiye toplumuna bir ayna tutuluyor. Öykü içerisinde Türkiye'nin bir Ortadoğu'lu gibi düşünüp, yaşıyor oluşuna sık sık atıflar yapılıyor.
Bu kitapta başı sonu olan bir hikaye, macera yok. Başlı başına bir Ortadoğu sorunsalına farklı pencerelerden bakış var.
Böylesine derinlemesine bir konunun kişiler üzerinden hikayeleştirip, akıcı bir üslupla anlatılma gerçekten etkileyici. Öykü içerisinde sık sık geçişler yer almakta, ve bu nedenle kitaptan kopuşlar yaşanabilir. bunu yaşamamak için, kitabı okumadan önce özetle Lübnan tarihine bir göz atmakta fayda var.
Yazarın Beyrut ve Amin Maalof'a dair yaptığı bir tv programının linkini de buraya ekleyelim; youtu.be/YhorGI--GIU
Diğer Akdeniz Kitap İncelemelerimiz İçin;
#158184770 Amat - İhsan Oktay Anar
#158185248 Muz Sesleri - Ece Temelkuran
#158185806 Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 1 - Fernand Braudel
#158186943 Sultanın Korsanları - Emrah Safa Gürkan
#158189050 Akdeniz - Panait Istrati
İlk kez okuduğunuzda karşılaşacağınız Osmanlı Türkçesi'nden kelimeler, "galiba ben bu kitaptan bir şey anlamayacağım" dedirtebilir size. Ancak okudukça anlaşılır ki; yazar bu kelimeleri birazda muziplik olsun ve dönemin ruhunu alabilelim düşüncesiyle, tiyatral şekilde kullanmaktadır.
İnsanın kendisini, bu toplumun geçmişinde yer alan 600 senelik bir dönemin içinde bulması, çok güzel bir duygu. Genel anlamda tarih romancılığında karşılaştığımız durum şudur; Yazar "ben bu tarihi olaya, kişiye, devlete bu pencereden bakıyorum, sizde benim gibi bakın ve düşünün" der. İhsan Oktay Anar'ın sevdiğimiz yanlarından birisi de; kimilerince bir hayat görüşünün simgesi olan Osmanlı'yı sevmek-sevmemek ikilemine girmeden, o dönemin sokak ruhunu bize yansıtabilmesi.
Yazar bu kitapta bizi 1700'lerin süper güçlerinden Osmanlı'nın Payitaht İstanbul'unda bir yolculuğa çıkartıyor. Öykülerinde dini ve mitolojik hikayelerden referanslar alan Anar, Amat'ta Nuh'un gemisini canlandırmaktadır. Ancak bu kez gemide kurtuluşa eren iyi insanlar değil, 247 cinayet vb. suçlusu kişi yer almaktadır. Gemi onları bir kurtuluşa değil, lanetli ve gizemli bir yolculuğa sürüklemektedir.
Amat tam anlamıyla bir denizcilik kitabı. Yazar'ın Suskunlar, 7.gün, ve Puslu Kıtalar Atlası kitaplarını da ayrıca önerebiliriz.
Diğer Akdeniz Kitap İncelemelerimiz İçin;
#158184770 Amat - İhsan Oktay Anar
#158185248 Muz Sesleri - Ece Temelkuran
#158185806 Akdeniz ve Akdeniz Dünyası 1 - Fernand Braudel
#158186943 Sultanın Korsanları - Emrah Safa Gürkan
#158189050 Akdeniz - Panait Istrati