Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerim diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin
Unuttu mu bunu acaba herkes
Burak dolanırdı yörelerimde
Mi’raca yol veren hız üssü idim
Bellidir kutsallığım şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim
Hani o günler ki binlerce mü’min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine
Cevaba erişen dualar vardı
Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kudüs'ü yazmak kutsalı yazmak kadar zor. Zira İnsanlık tarihi kadar Kadim olan bu şehirden nice peygamberler krallar Sultanlar gelip geçmiş orada nice devletler kavimler boylar ve Soylar yaşamış her şeyden önemlisi üç semavi dinin de kutsalı olmuş tarih var savaşlar var helaklar var yıkımlar var ve orada her zaman dinler ve mabetler var Mucizeler var kerametler var istidraclar var menkıbeler var efsaneler var destanlar var hikayeler, hatta hurafeler var. Binlerce seneye yayılan bütün bunlar sadece birkaç bin metrekarelik bir şehirde yaşanmış. sanki birçok farklı filmin çekildiği bir set gibi mekan aynı, sahneler bazen binlerce sene öncesine bazen de sonrasını sergilemekte, setin zemini pek değişmemek de ise de sahnedekiler, sesler, mesajlar sık sık değişmekte, bazen de iç içe girebilmekte. Bazen karşımıza Kral Süleyman bazen Buhtunnasır bazen Hz. Musa bazen Hz. İsa çıkmakta.. .