"Hatıralar mutlu olsun, kederli olsun, hep acı verir; en azından benim için öyle; ama bu acı tatlı bir acı. Ve kalp ağırlaştığı, daraldığı, sıkıldığı, kederli olduğu zaman, o zaman hatıralar onu tıpkı sıcak bir günün ardından gelen rutubetli bir gecede çiy damlalarının zavallı, kurumuş, gündüz vakti sıcaktan kavrulmuş çiçeği canlandırması gibi aydınlatıp canlandırır."
Ruhu ve bedeni arasında kalmış bir çocuğun hayatından derin izler taşıyan, muazzam betimlemelerle ve psikolojik çözümlemelerle süslenmiş harika bir eser.
Özellikle betimlemelere geniş bir yer verilmiş olan bu eserde Peyami Safa'nın da hayatından izlere rastlıyoruz. Belki de bu yüzden Peyami Safa betimlemelerini o kadar ustaca yapmış ki, okurken sanki o ortamda, o insanlarla birlikte bulunuyoruz, ortamın gerginliğini, hüznünü, soğukluğunu hissediyoruz hatta kokusunu bile duyuyoruz. Baş karakterin içsel konuşmalarıyla da sanki çektiği ıstırabı, korkuları, aşkı onunla birlikte yaşıyor, hissediyoruz. Kitabı okurken etkilenmemek elde değil. Mutlaka okumanızı tavsiye ederim.