Kitapta en çok dikkat çeken şey merhamet, yalnızlık, tutku, şaşkınlık, suçluluk… Hepsi birbirine karışıyor, özellikle kumarhane sahnelerinde kadının iç dünyası o kadar güçlü anlatılmış ki, sadece olanları değil, kadının içinden geçen gelgitleri de aynı anda yaşıyorsun.
Hikâye çok kısa ama etkisi uzun. Zweig kimseyi yargılamıyor; “insan olmanın” ne kadar karmaşık olduğunu, bazen tek bir anın bile bütün dengemizi bozabileceğini hatırlatıyor. Bu yüzden kitabın temel derdi bir aşk hikâyesi değil, insanın kendi duygularıyla sınavı aslında.