Geniş kanatlarım da gösteriyor ki, Rabbim,
Ben bir dağdan bir dağa konmak için doğmuşum.
Hangi uzak yıldızı özlemiş olsa kalbim
Ben onu bir pençede avlayacak bir kuşum.
devir o devir evet, sessizce konuşulan
kimsenin duymadığı, herkesin bildiği
devir o devir evet ar damarın çatladığı, tuzun koktuğu
evet devir o devir, şahdamarımızın kesildiği
ama herkesin hâlâ ve ısrarla mahcup mahcup beklediği
o devir
Bizi bu murdar nefisten kurtar. Çünkü bıçağı kemiğimize kadar dayandı.
Ey tacı,tahtı olmayan padişah, bizim gibi biçarelerden bu kuvvetli bağı kim çözebilir?
Ey muhabbet ihsan eden muhabbetli Tanrı, böyle sağlam bir kilidi, senin fazlından başka kim açabilir? Biz kendimizden vazgeçer, yüzümüzü sana tutarız.Çünkü sen, bize bizden yakınsın.
Bu dua da senin öğretmenledir, senin ihsanındandır. Yoksa külhanda nasıl olur da gül bahçesi yetişir?
Bazı adamlar, havas ve avama görünmek için ilim öğrenmek ister, bu âlemden halâs olmak için değil.
Böyle adam fareye benzer; her tarafı deler ama vuslat nurlarından gafildir.
Nuru, sahraya yol bulamadığı için ona bu karanlık kuyusu, hoş bir meskendir.
Fakat Tanrı, ona akıl kanadını ihsan ederse farelikten kurtulur, kuşlar gibi uçar.
Kanat aramazsa yerin dibinde kalır, Simâk burcuna yol bulmaktan ümitsiz bir hale düşer. Söze gelen ilim, cansızdır; satın alıcıların yüzüne âşıktır.
Münakaşa ve mübahase zamanı o ilim, büyük görünür ama alıcısı olmayınca ölür gider. Halbuki benim müşterim Tanrı’dır. Beni o yüceltir, o satın alır.