Puan vermedi·261 syf.··
2025 72. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 00:06
Merhaba sevgili kitap dostlarım. Bir kitap okurken en çok dikkat ettiğim şeylerden biri anlatımın akıcılığı ve olayların tutarlılığıdır. Ne yazık ki bu kitapta beni en çok zorlayan şey, tam da bu iki noktada yaşadığım sıkıntılar oldu. Anlatım yer yer ağır, cümleler ise kopuk ve fazlasıyla uzundu. Tekrarlar sık sık karşımıza çıktığı için anlam akışı çoğu yerde sekteye uğradı. Özellikle diyaloglarda kullanılan “dedi, diye sordu, diye yanıtladı” gibi kalıpların bu kadar yoğun biçimde yinelenmesi, anlatımın bütünlüğünü bozan bir etki yaratmış. Bunun yanı sıra, eserde ciddi mantık hataları göze çarpıyordu. Özellikle bazı olaylarda, bir lise öğrencisinin bile fark edebileceği ayrıntıların bir polis tarafından gözden kaçırılması gibi noktalar okurda “bu kadar da olmaz” duygusu uyandırıyor. Ayrıca, türler arasındaki geçişler de oldukça karışıktı: Bir yandan bilim kurguya, bir yandan polisiye ya da fantastik ögelere, bazen de dramatik bir aile hikâyesine yöneliyormuş gibi görünse de, hiçbirine tam anlamıyla oturmuyor. Bu durum da kitabın konusunun netleşmesini zorlaştırıyor, okurun odağını dağıtıyor. Nana’nın hikâyesi ise aşırı derecede dramatize edilmiş. Yaşadığı sıkıntılar, acılar, hayal kırıklıkları neredeyse sürekli tekrarlarla okura aktarılmış, bu da yer yer yorucu bir hal almış.Anlatım bozuklukları, yazım yanlışları ve klişeler de bu durumun tuzu biberi olmuş. Tüm bu olumsuzluklara rağmen kitabın en güçlü yanı, vermek istediği mesajdı. Yazar, engelli bireylerin toplumda maruz kaldıkları dışlanmayı, ötekileştirmeyi ve bu durumun onların yaşamını ne kadar zorlaştırabileceğini çarpıcı bir şekilde aktarmış. Farklılıkların aslında bizleri özel kıldığını, bu farklılıklarla da hayatın anlamlı olduğunu vurgulaması bence çok değerliydi. Özellikle ailelerin çocuklarını oldukları
Kitap Alıntısı
Tutsaklığın Bir Adıydı "Nana"Ümmühan Aygın · Mkb Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20254 okunma
Puan vermedi·81 syf.··
Beğendi
·
2024 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 13:55
Vüsat O. Bener'den okuduğum ilk kitap. Hem yazarı hem de eserlerini tanımam bakımından vesile oldu. Nurdan Gürbilek'in Örme Biçimleri adlı eserini okurken - hiç tanımadığım bir yazar olan - Gombrowicz bölümünde bu yazarın etkilerini Vüsat O. Bener'in Bay Muannit Sahtegi'nin Notları'nda görmek mümkün gibi bir dipnot vardı. Tabii ben de merakla hem de Bener'i hiç okumamış biri olarak bu durumu fırsata çevirip eseri okudum. . Öncelikle dikkatimi çeken ilk şey yazarın dili oldu. Bilmiyorum başka kitaplarında da böyle ayrıksı bir dil kullanıyor mu ama epey değişik kelime vardı eserde. O kelimelerden örnek vermeden önce eserde yaşamdan alınan parçaların zaman zaman bilinç akışı tekniği ile okura sunulduğunu da söyleyeyim. Bu tekniği Orhan Koçak, Virgül dergisinde "iç konferans tekniği" olarak adlandırmış. . Yukarıda değişik kelimeler ve yazım şekilleri demiştim. Biraz onlara örnek vereyim. "öldürgen, burnubüyüklük, dural olmak, ileneyim, taşıllaşır, susku öncesi, aygın gündüz, saymaklığım, ilezeliğime mask geçirme telaşı, köpeksi gülüşümler, iğvasına kapılmak, kızagülüyor gibi, büyümsenir tutku, sataşkanlıklar, göğsümdeliğini duyuruyor bana, buyrukkuluymuşumcasına, iyiltmeyen tuzsularına boğulacağını... . Muannit inatçı, Sahtegi de sahtelik yalan anlamına geliyor. Yani inatçı sahtelik mi, sahte inatçı mı nedir bilemedim ama isminin ilgi çekici olduğu aşikar. Ana karakter Bay Muannit Sahtegi, günlüklerinde çevresindeki insanları, olayları ve kendi iç dünyasını ironik bir bakış açısıyla ele alıyor. Toplumun çelişkilerini ve bireyin yalnızlığını keskin bir dille işlerken, mizahi bir üslup kullanıyor. . Kitap bizi, Bay SAHTEGİ'den FATOŞ'a sözü karşılıyor. Ve ardından E.E.Cummings'e ait dizeler: (bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan / ve açan; yalnız anlıyor içimde birşey /
Bay Muannit Sahtegi'nin NotlarıVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 2018675 okunma