Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz – a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da – babam hayattayken. Ya da – iki yıl sonra… Kızım doğduktan sonra da böyle olmuştu. Dünya aniden ikiye bölünmüştü – yeni (çocuğa ait) çağdan önce ve sonra.
Babam öldü ve Babam ölüyor tümüyle farklı iki cümle. İlki bir olgu, bir sonuçtur, ikincisi – bir roman. Umut ve çaresizliğin birbirini besleyip alevlendirdiği uzun bir hikâye. Birinin oksijeni daima diğerinin ateşini harlar.
Ölüm bir dil meselesidir aynı zamanda. “Öldü” kelimesi kısa ve vurucudur. Son nefesin “d”si ve feryat dolu o son “ü” hayatın alfabesindeki son harflerdir. Son seslinin üzerine düşen vurgu, ki o artık sesli bile değildir, son çiviyi çakar ve umuda yer bırakmaz.