Eskiden böyle değildik...
Annemin neşesiyle neşelenir, planlarına dahil olur, hayaller kurardık. Alamadığımız yazlığımızın, değiştiremediğimiz arabamızın, koy koy gezemediğimiz olmayan yatımızın hayali dolardı eve. Hayal kurmaya başladıktan takribi yirmi dakika sonra, babamın hayal kurmaktan nasibini almamışlığına esir düşerdik. Olmayan yatımızın çok yaktığına, her sene bakım istediğine dertlenir, ufacık aklımızla çözüm yolları bulmaya çalışırdık. Babamın gerçekçiliği, birlikte inşa ettiğimiz hayalleri hangi ara sindirmişti? Abimle sabahtan akşama kadar top koşturduğumuz bu evde, terliğiyle bizi sessiz olmaya teşvik ederdi annem; susmazsak salondan fırlattığı terliği geri götürmek zorunda kalırdık. Annemin, alt kattaki komşunun sesimizden rahatsız olmasından duyduğu endişe, sessizliğimizden duyduğu endişeyle ne zaman yer değiştirmişti? Hangi ara terlikle tehdit edilemeyecek kadar susmuştuk?