Sabahattin Ali’nin, Kürk Mantolu Madonna kitabının daha ilk sayfasında şöyle diyor:
“Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.”
Çoğumuz, dövüşmek isteyip istemediğimiz sorulmadan o kuyulara çoktan itildik. Çıkmak için ya karanlıklar içerisinden bir kurtarıcının belirmesini yahut da ideal koşulların oluşmasını bekliyoruz. Halbuki kurtarıcılar yok, ideal koşullar yalan. Kurtuluş isteyenin kalkıp o ilk adımı atması gerekiyor. Hem ne olacak ki, en fazla yolumuza bir ejderha çıkar Osman.
Vonnegut’un, her zaman kulak arkası ettiğim bir başka öğüdünü de söylediği gibi:
‘İşler yolunda gittiğinde bir durun ve yüksek sesle, Daha ne olsun? demeyi unutmayın.’
Bernhard, yine Kiler’de şöyle bir şey söylüyor “ geleceğim olmadığına dair önceki inancım yok olmuştur, artık geleceğim olabileceğine inanmıştım ve aniden her şey bende de hayranlık uyandırmaya başlamıştı ki çok uzun zaman önce kaybolup gitmiş bir duyguydu bu. Eskiden çoğu kez yaptığım gibi kendimi bir geleceğim olacağına ikna etmem gerekmiyordu artık bir geleceğim vardı. Yaşama yeniden kavuşmuştum ve onu aniden Avuçlarımın içine almıştım” ben de tam böyleyim şimdi işte yine hayatımı kurtardım ben olmasam ayvayı yemiştim cidden..