Cemo’yu çok sevdiğim birinin tavsiyesi üzerine okudum. Okurken beni içine alan ve düşündüren bir roman oldu. Kemal Bilbaşar, Doğu Anadolu’daki feodal düzeni ve töre baskısını gerçekçi bir dille anlatırken, merkeze Cemo ile Memo’nun birlikte hayata tutunma çabasını koymuş. Cemo’nun güçlü duruşu ve Memo’nun onu anlayan tavrı, bu ilişkiyi sıradan bir aşk hikâyesinin ötesine taşımış. Ancak içinde yaşadıkları düzen, bu sevdanın kolay yaşanmasına izin vermemiş. Cemo, benim için küçük detaylarında büyük sevda taşıyan, bireyin ve özellikle bir kadının var olma mücadelesini anlatan etkileyici bir eser oldu. Kemal BilbaşarCemo
Kitabın sonlarına yaklaşırken ani bir haber ile yakın arkadaşımın anneannesinin cenazesine katıldım. Bu tesadüf, kitabın ana fikrini yani ölümün sarsıcı ama doğal bir parça olduğunu bana çok daha güçlü hissettirdi. Kitap ağır değil, aksine sade ve samimi. Bahçıvanın gözünden hayatın küçük detaylarını ve ölümün basitliğini anlatıyor. Gospodinov, büyük felsefi laflar etmeden, yaşamaya ve veda etmeye dair huzurlu bir bakış açısı sunuyor. Benim için bu, sadece bir kitap değil, gerçek hayatla iç içe geçmiş unutulmaz bir deneyimdi. Georgi GospodinovBahçıvan ve Ölüm