Halil Ince

İçi yufka yüreği yalınayak... Yine komşu radyo seslerini tahtaperdelerden atlayıp çalmak için iki ürkek el gibi uzanıyor sese aç kulaklarım ve sınırsız susuz sevebilmenin adı, dilimin ucunda kerpiç kokulu toprak evlerimin bahar tadı. Yine ben o çocuğum; içi yufka yüreği yalınayak... Yine bir gizli el kitabında bir nal rakam gibi çırılçıplak içi bomboş, ağrılı iki göz... Bana bir şey eklemedi kilometrelerce rakam tonilatolarca söz... Ilahmi Bekir Tez
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bayram
Kargalar, sakın anneme söylemeyin! Bugün toplar atılırken evden kaçıp Harbiye Nezaretine gideceğim. Söylemezseniz size macun alırım, Simit alırım, horoz şekeri alırım; Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar, Bütün zıpzıplarımı size veririm. Kargalar, ne olur anneme söylemeyin! Orhan Veli.
Sanat
Parayla satın alınamayan şeylerden biri sanattır. Ve bu bana huzur veriyor. Dünyanın en güçlüsü de olsan, en zengini de olsan, bu gerçeğe karşı imkansızsındır. Bunun okulu da yoktur bence, veya üniversitesi. Sanat okuyamaz insan. O kalemi tutmasını öğrenir belki, ama o en son hamle ve ilham yine öğretilemeyen 'o' bir şeye kalır. Bu yoldan devam edersek eğer, sonunu elbet yüce yaratıcımız Allah'ta buluruz. Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın yaratıcılığına ve gücüne sık sık vurgu yapılmaktadır. Sanatın insanı Allah'a yaklaştırdığı da düşünülebilir. Bu düşünce, sanatın insanlarda oluşturduğu huzur, estetik duyguları harekete geçirme hissi gibi unsurlara dayanmaktadır. Sanat, insana kendini ifade etme fırsatı verir ve insanların yaratıcılık potansiyellerini ortaya çıkarır. Bu, insanların kendilerini daha iyi anlamasına, iç dünyalarını keşfetmelerine ve kendilerini daha derinlemesine bir şekilde ifade etmelerine olanak tanır. Bu, insanların ruhsal olarak beslenmesine ve huzur bulmasına yardımcı olabilir. Bunlar merdiven dairesineki renkli ve şekilli pencerenin önünden geçerken aklıma düştü. 'Normal', ve herhangi bir pencere olabilirdi aslında... ama değildi. Biri kasıtlı dokunmuştu. Bu farklı dokunuşla yansıttığı ışıkta farklıydı. Ve böylece pencere pencere olmaktan çıkmıştı. Benzer şekilde de bir insan da imanla 'sıradan' bir insan olmaktan çıkar, ve yücelir. Yücelmemiz dileğiyle...
Kapılar
Kapılar, hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Birbirinden ayrı iki alanı birleştirirken, aralarındaki sınırı da belirlerler. Eğer o iki alan bir olsaydı, kapılar ne işe yarardı ki? Evlerimizde de böyle değil midir? Ancak kapıların en ilginç yönü, hem engelleyici hem de açılır geçiş sağlayıcı olmasıdır. Bu düşünceyi bir adım daha ileri götürürsek, bir kapının var veya yok olmasından bahsedebiliriz. Kapıyı açabildiğimiz sürece vardır, ama kapıyı açamadığımız an, arkasındaki alanla bir yok olur. Bu yüzden anahtarına sahip olmadığımız kapılar renkli ve süslü olmamalıdırlar. Bir kapı kolu bile olmamalıdır bence.
Şiir ve olmak
Dokunmadıkça her rütbe boş, her diploma ve her nezaket. Her şey en basit hal ve hareketle, insanlığın temel ilkeleriyle başlar ve biter. Her şey ama her şey bunun için olmalı. Araçtır her şey. Asla amaç değildir. Amaç dokunmaktır; Yoksa ancak kendine dokunur insan. Kendince olur ve gider, başlar ve biter. Işığı, şanslıysa eğer, ancak kendisini aydınlatır. Ve bunu mutluluk ve anlam sanır. Fakat anlam dokunarak oluşur. Harfler ve cümleler gibi. Dil gibi. Olmak kadar güzel bir şiir yok. Şiir asla olamaz çünkü. Yaklaşır, ama olamaz, dokunamaz. Şiir yaklaşmaktır. Olana yaklaşmak. Asıl şiir, olandır, andır. Şiir yaklaşır. En fazla çalışır. Asla başaramaz, yaklaşır. Sınır değerine yaklaşır gibi, olana yaklaşır, yansıtır. Yansıttıkça değerlenir. Fakat asla başaramaz. Başardığı an olur çünkü. Ve olan şiir olamaz. Şiir anca yaklaşır, yansıtır. Olalım. Dokunalım.