Kendiliknesnesi ihtiyaçları eksik kaldığında yeterince gelişmemiş kırılgan kendiliğini korumak amacıyla çocuk, farklı savunmalar kullanabilir. Bu savunmalar, çocuğun yetiştiği ortama uyum sağlamak adına geliştirdiği duygusal mekanizmalardır (Siegel, 1996). Her ne kadar işlevsiz veya ilkel gözükse de savunmalar bireyin elindeki en sağlıklı başa çıkma yollarıdır. Bu yollar, aşırı uyumluluk veya sosyal içe çekilme gibi farklı biçimlerde gözlenebilir (Siegel, 1996). Birey, defalarca kendiliknesnelerine güvenip örselendiğinden, aynı deneyimi yeniden yaşamamak adına kendisine bu psikolojik bariyerleri oluşturur (Wolf, 1988). Bu savunmalar her ne kadar uyumlama stratejileri olsa da bireyin hayatının sonraki
dönemlerinde karşısına çıkan yeni kendiliknesneleriyle düzeltici deneyimler yaşamasının önünde engel oluşturur ve böylece iyileşme ihtimalini azaltır (Wolf, 1988).
Ebeveynler, yani aslında bireyin ego ideali tarafından onaylanmayan tepkiler (duygular, davranışlar) ve ihtiyaçlar, çocukta utanç yaratarak kabullenilemez olur; kendiliğin ana kısmından dikey (yok sayma) ya da yatay (bastırma) olarak ayrılır ve kendiliğin bilinçli farkındalığında olmayan bölümlerinde yer almaya başlar.
Kohut (1971), kendiliknesnesi yokluk veya yetersizliğinden kaynaklı olarak kendiliğin zarar görmesi durumunu travma olarak adlandırmıştır. Travmatik nitelikteki olayları net bir biçimde tanımlamamış çünkü
bir durumun travmatik etkisinin, deneyimleyen kişinin psikolojik olgunluğuna ve olayın doğasına göre değişebildiğini; önemli olan noktanın o deneyimin kişi için ifade ettiği anlam olduğunu vurgulamıştır (Wolf, 1988). Bu tür durumlar, bireyde yoğun bir duygulanım yaratır ve kendilik bu tür bir duygulanımla baş etmek konusunda yeterince güçlü olmadığından sürekliliğini kaybeder ve geçici ya da kalıcı olarak dağılır (Kohut,
1977). Çocukluk döneminde yaşanan eksiklik ve yokluklar kritik önemde olsa da bireyin hayatının sonraki dönemlerinde yaşadığı farklı kendiliknesnesi deneyimleri de psikopatolojiyi olumlu ya da olumsuz
etkileyecek bir etkiye sahip olabilmektedir. Özellikle gelişimsel geçiş dönemlerinde (ödipal dönem, ergenlik, evlilik, ebeveynlik vb.) kendiliğin kırılganlığı yüksek olduğundan bu tür dönemlerde travma ve
duraksamalar daha sıklıkla gözlemlenebilmektedir (Wolf, 1988).