Allah Resûlü, beşerî ilişkiler konusunda insanların yardımlaşma ve dayanışma içerisinde olmalarını tavsiye etmiştir. “Allah için size sığınan kimseye sığınak olun. Allah için isteyen kimseye verin. Sizi davet edene icabet edin, size bir iyilik yapana karşılığını verin. Eğer onun karşılığını verecek bir şey bulamazsanız, karşılıkta bulunduğunuza kanaat getirinceye kadar ona dua edin.” (Ebû Dâvûd, Zekât, 38) sözleriyle beşerî ilişkilere farklı bir anlam kazandırmıştır. İhtiyaç sahibi olanlara yardım etmeyi sadaka olarak nitelendirmiştir (Buhârî, Zekât, 30). Onun fakirlere ve dul kadınlara yardım etmek için çaba sarf eden kimseyi Allah yolunda cihat eden kimse gibi görmesi (Buhârî, Nafâkat, 1), kendisine gelip de derdini anlatamayacak olanlara işlerinin görülmesi için aracılık yapılmasını sevap kapısı olarak göstermesi (Ebû Dâvûd, Edeb, 116-117), insanî ilişkilerde güler yüzlü olmanın dahi sadaka olarak isimlendirilmesi (Tirmizî, Birr, 45), insanlar arası ilişkileri yeniden şekillendirecek bir niteliğe sahiptir.
Dost meclislerinde sohbet ederken, duanın giderek hayatımızdan çıkmasından konuşmuştuk bir keresinde. Çünkü bize duanın bir ibadet, hem de çok önemli bir ibadet olduğunu söylemediler.
Bunu ancak kitaplar ve insanlar arasında dolanarak, ter ve gözyaşı akıtarak öğrenebildik.