'Bu kitabı okuyanlara acıyorum okumayanlara da.'
Nazi işgalinde Sovyet kadınlarının ruhunu okuyoruz. Tarihi okuyoruz. İnsanlık tarihini... Kadının savaştaki tarihini... Er, piyade, makinist, komutan, sıhhiyeci, öğretmen, hemşire, doktor, keskin nişancı, yüzbaşı, yarbay, militarist, partizan ve daha nice nice alanlarda savaşın içinde olan kadınlar.
'Kırmızı rengini görmeye dayanamam, savaşta ne çok kan gördük!' der bir kadın, kırmızının üzerindeki baskısını, insanlık için oluşturduğu tehlikeyi anımsatırken boğazı düğüm düğüm olur insanın. Çocuğuyla birlikte mayın döşeyen kadınların bizim aklımızın alamayacağı o adanmışlığa, onları sürükleyen neydi? Soruyor insan!. Nazi işgalinde ülkesini savunmak için cepheye giden bir milyondan fazla kadın... Ülkenin topraklarını işgale gelenlere yönelik yürütülen 'bir başkaldırış, bir savunma bu' okurken anlıyor insan. Sargı bezleriyle gelinlik dikip evlenen kadınlar. Yokluk. Sonsuz mutluluk. Varlık. Anlaşılmaz!. Süngülerine mor sümbüller, menekşeler takan kadınlar. Farkında olmadan savaşın öldüremediği estetiği, güzelliği yaşama olan karşı konulamaz olan hasret ve savaşa karşı tutum. Nasıl yaşantılar nasıl!. Okurken boğum boğum oluyor insan. Hıçkırıklar birikiyor, nasıl!.
Kadınlar için savaşın rengi kokusu dokusu vardır. 'Mutluluk nedir, diye sorsan ölüler arasında yaşayan birini bulmaktır derim.' diyor anlatıcılardan biri. Savaş kitaplarını sevmem diyor kadın savaşçı, kahramanlık hikayelerini.. küçük insanın büyük hikayesi. Böyle işte. Yüceltilerek anlatılan savaşın gerçek yüzü... kan, kusmuk, bit, sıçan, çamur, açlık, çılgınlık.. Kadın savaşçıların dilinden savaşın yüzü. Yaşamı içinde barındıran kadınların savaşı. Savaşı görmeyen bilmeyen kişilerin anlattığı o yüce kahramanlık hikayelerinin diğer yüzünü gösteren savaşta ve de