Aylin Peksert

Aylin Peksert
@aylinpeksert
"Cehennemin birinci katında hissedilen sızı, yedinci katta dayanılmaz bir acıya dönüşür."
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Kızım.” dememle bir ağlama tuttu. Ebe, kızımla aramızdaki göbek bağını kesip yüreğimizi bağladı. Koynuna girme ihtiyacıyla doldum, gönlümün hıçkırıkları aklıma takılırken bedenim titremeye başladı. Bir elimle kalbimi tuttum sanki tutmasam çıkacak kızımın boynuna sarılacaktı. Şarkımız bırakın odayı koca bir şehirde çalmaya başladı. Ağlaması yavaş yavaş kesilir oldu, kanlı bedeni nefese açtı. Ağlamaları tekrar şiddetlendi, hemşire kucağına aldığında başı bana dönüktü. Gözlerini zar zor kırparken gözlerime bakar gibi oldu, kendimi de kandırmış olabilirim, olsun. Hiç bu denli güzel kandırılmamıştım. Hemşire tam gidecekken elimi onun küçücük parmaklarına uzattım. Parmağım onun parmaklarına değdiğinde kırılan kemiklerim kaynamıştı. Ne alçıya gerek kalmıştı ne merheme. Bütün acılarım katlanmış bir valize konmuştu. Küçük başı hemşirenin omzuna dayanmış, ağlaması hafifte olsa durulmuştu, bütün bunlar birkaç dakika içinde olmuştu. Lakin biliyorum ki yaradan sırf ben onu biraz daha göreyim diye zamanı durdurmuştu. Parmakları öyle küçüktü ki nasıl kırılan kemiklerimi iyileştirecek kadar güçlüydü, anlayamamıştım. Esmer kızım yavaş yavaş odadan dışarı çıkıyor, kapının dibine kadar gidiyordu. Ben ona gülümseyip el salladığımda görmediğini biliyordum. Lakin gönlüm döndü ve dedi ki; Ne demek görmüyor, görüyor! Seni görmese ağlaması böylesine durulur muydu? Gönlümün bu söyledikleri aklıma da yatmıştı, ikisi bir oldular ve beni buna inandırdılar, huzurla arkama yaslandım. Ne de güzel kandırılmıştım!
Edebiyat
Bir anlığına yirmili yaşlarımı özledim, o şarkıyı haftada bir kere duymayı, şuh kahkahalarımın kulağa gelen tizliğini, adamların gözümde büyük durmasını özledim. Bir an öleceğimi en derinlerimde bir yerde hissettim sonrasında suyun üzerine çıktı ve bana el salladı. Demek gerçekten ben bile ölecektim. Aklım, gönlüme bir demet peçete uzattı. Gönlüm yanaklarından süzülen gözyaşlarını silmekle uğraş verirken anladı ki silmekle geçmeyecekti. Önümde duran irmik helvasıyla bakıştım. Koynumdaki inci kolye ağırlaştı, birisini hatırladım.
Edebiyat
“Âşık olmak istiyordum, oldum.” dedi. “Kendini kandırıyorsun.” diyerek karşılık verdim. “Herhangi bir şeye kanmak istedim, kimse kandırmayınca iş başa düştü.” Birden söylenen bu sözlerin anlamını çözemesem de kendi kendine kurguladığını düşünüyordum. Kim bilir neyden dolayı söylemişti bunları, bilemiyordum. Ablamın kafasının içindekileri anlamak eskisinden daha zor bir hal almıştı. Eskiden az konuşurdu şimdi ise eskisine göre daha fazla konuşması kafa karıştırıyordu. Ne tam olarak ne demek istediğini söylüyor ne de tutarlı davranıyordu. Bu yüzden şimdi anladığımı sansam da muhtemelen yarım saate anlamadığıma inandıracak sözler edecekti. Gözlerinin içine baktım, insanın özü gözlerinin içinde saklıdır. Bana kendini anlatmıyordu, kendini anlamaya çalışıyordu.
Edebiyat
“Kan revan içinde kalmış öyle söylerdi.” “Ayol bizimki de anne işte! İnsan hiç kızına düşüğünün nasıl olduğunu anlatır mı? Oldu olacak açıp gösterseymiş de…” “Kadın acısını paylaşmıştı işte.” dedi lakin bu cümleyi öyle bir nefesine yedirdi ki basbayağı lafı yemiştim. Toplumun belli acılara böylesine yalancı bir dokunulmazlık yüklemesi bana öyle komik geliyordu ki size nasıl anlatsam bilemiyorum. Özellikle bu annelik olayları beni yiyip bitiriyor, ya gören de bana doğuruyorsun sanacak! Kim bilir kimden peydahladı o çocuğu da hangi adamın altına yatmaktan düşüverdi? Hadi diyelim ki üzüldü tamam saygı duyalım anneliğine... Düşene üzülen kadın hiç düşmeyenlere sevinmez mi? Biz düşmedik de ne oldu, gören de çok değerimizi bildi sanacak. Aman ben bunları ne diye içimde tutuyorsam? “Ay abla Allah aşkına biz düşmedik de ne oldu?” “Belki sana bu denli öfkesi de bundandı...” Hah bir bu eksikti, ablam yine başlamıştı avukatlığa. “Ya sen inanıyor musun gerçekten buna? Annemin davranışlarına böyle duygusal bir neden bulmaya harcadığın vakit kadar annem acı çekmemiştir.” “İnanmak istiyorum.”
Edebiyat