Bu kitap, reçetesiz bir antidepresan niteliğinde. İlk sayfalarında "Çıkmazdakilere..." diye bir sunuş yapılmış. Kesinlikle bir çıkış yolu davetiyesi.
Arkadaş grubumuzla birlikte okuduk ve hepimiz çok beğendik. İçerisinde birçok örnek ve hikâye ile konular pekiştirilmiş. Hiç bitmesin istedim; okurken çok keyif aldım. Herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir kitap. İsmi o kadar manidar ki gerçekten okurken derdinize teselli buluyorsunuz. Tabii ki dervişane bir teselli :)
Yarın ve öbür gün acıkacağım diye bugünden mideye yemek doldurmak nasıl fayda vermez ve hatta sağlığı bozarsa, gelmemiş günlerin dertlerini bugünden çekmek de öyle anlamsız ve zararlıdır.
Şimdi durmadan su içmek, yarınki susuzluğu gidermez; şimdi hızlı hızlı nefes almak, bir dakika sonraki nefes alma ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Öyle de geçmiş ve gelecekteki acılı zamanları düşünüp şimdiye ait sabrı kullanmak, o acıları hafifletmeyeceği gibi, şimdi yaşanan dertlere karşı da dayanma gücünü zayıflatır.
Gazali'nin tabiriyle, babamızın midesine girenler bizim karnımızı doyurmadığı gibi, bizim yediklerimizde evlatlarımızı doyurmamaktadır. Bu anlatımda baba 'geçmişimizi', oğul 'geleceğimizi' sembolize ederek; dünün ve yarının sabrının bugüne bir faydası olmayacağı ifade edilmiş olur.
"Allah kimseye kapasitesinin üstünde bir sorumluluk yüklemez" buyrulmuştur. (bakara, 286)
Belanın şiddeti, musibetin büyüklüğüyle değil sabrın yeterliliğiyle ölçülür.
Konfüçyüs, "Kuyu derin değil, ip kısa" derken bunu kastediyor olmalıdır.
En iyi uçan kuşlar en zorlu düşmanlar tarafından tehdit edilenlerdir genellikle. Yükselebilen her şeye önceleri bir varlık veya olay musallat olmuştur muhakkak.