Bir de hayal gücümüz sınırsız. Yaşamadığın bir acıyı en kötü şekliyle hayal ediyorsun ve yaşayınca bir bakıyorsun ki aslında o kadar da kötü değilmiş. Yani nere deyse her zaman sandığımızdan daha iyi baş edebiliyoruz olaylarla ama baş edemeyeceğimizi düşünüp stres yaşıyoruz
Çocukken başımıza gelen olaylar konusunda, elimizde gücümüz ve seçeneklerimiz yoktu. Ve içinde bulunduğumuz bu durumlarda yaşadığımız acı, katlanılmaz hale gelip zihnimizde acıdan kaçma ve bir daha yaşamama arzusunu çok güçlü hale getirmiş olabilir. Bu durum yetişkinlik döneminde her türlü zorluktan, riskten kaçmaya neden olabilir. Kişi kendisini konforlu bir alana hapseder ve kısıtlı düzeyde yaşamaya çalışır. Halbuki yaşamanın kendisi risktir. İnsan kendi potansiyelini keşfetmek, yakın ilişkiler kurabilmek için hep risk almak zorundadır. Bazen de aklımıza ileride yaşayacağımız kayıplar gelir; annemi kaybedersem ne yaparım, işimden olursam ne yaparım gibi. Ve bunları düşünmek bile seni çok rahatsız eder.
Sen kendini eksik gördüğün konuda, belirsiz ifadelerle karşılaşınca bunu en kötü şeklinde yorumlayabilirsin. Sıklıkla zihin okuma yapıyorsan, hayat senin için daha yorucudur. Zihin okumadan elde edilen verilerle karar vermemen lazım
"Bazı sabahlar yataktan kalkarsınız ve 'Daha fazla dayanamayacağım' diye düşünürken, aklınıza daha önce de böyle dediğiniz diğer sabahlar gelir ve içten içe gülersiniz."
-C. Bukowski