Allah Teala'nın vereceği örneğe geçmeden evvel bu konu üzerine bir misal vereyim. Erkek kardeşinizle kavga ettiniz, kapı komşususunuz aslında ama tartıştığınız için artık konuşmuyorsunuz. Aradan birkaç ay geçiyor, siz hala tek kelime etmemişsiniz. Ancak bir gün bir uyanıyorsunuz ki evinizde yangın var, burnunuza dumanın kokusu geliyor ve kardeşinizle daireleriniz bitişik. Dolayısıyla eğer sizde yangın varsa, tehlike nedir? Onun da evi yanacaktır. Ne yaparsınız? "Gidip de ona söylemeyeceğim, üç aydır konuşmuyorum onunla, onun için şimdi kapısını çalıp 'Merhaba kardeşim, biliyorum konuşmuyorduk ama ev yanıyor' dersem garip kaçar, yok, boş ver gitsin", böyle mi diyeceksiniz? Hayır! Daha büyük bir sorun var. Ortada daha büyük bir sorun varsa, küçük sorunu unutursunuz gider. Artık problem olmaktan çıkar, "Haydi, gidiyoruz! Gidiyoruz!" Yani, ne olur? Eğer önünüzde daha büyük bir mevzu, bir tehlike varsa, o zaman bütün problemleriniz ortadan kayboluverir, çünkü artık daha büyük olanı ile başa çıkmak zorundasınızdır. Bizim ahiret anlayışımız da aynen bu şekilde. Birbirimizle alıp veremedi- ğimiz bir sürü şey var, fakat yüzleşmek zorunda olduğumuz daha büyük yevmu'l kıyame tehlikesini fark ettiğimiz ve bunu aklımızda tuttuğumuzda problemlerimiz küçülüyor. Çözmek kolaylaşıyor. Çünkü hakkında endişelenmemiz gereken daha öncelikli bir sorunumuz oluyor.