Roman, II. Dünya Savaşı’nın gölgesinde, her an her şeyin yıkılabileceği bir dünyada, Mümtaz’ın Nuran’a duyduğu tutkulu aşkı ve bu aşkın çevresinde şekillenen kültürel arayışları anlatıyor. Tanpınar; Boğaz’ın sularını, bir Itrî bestesini veya eski bir sokağın havasını öyle bir betimliyor ki, romanın kahramanları kadar İstanbul’un kendisi de başrolde yer alıyor. "Huzur", aslında insanın kendi içindeki o bitmek bilmeyen fırtınanın adıdır.
Huzur’u okumak, bir müzede ya da eski bir plaktan yayılan bir ney sesinde geçmişi aramak gibi. Mümtaz’ın melankolisi, Nuran’ın zarafeti ve Suat’ın varoluşsal sancıları... Tanpınar bize; aşkın sadece bir duygu değil, bir kültür ve tarih bilinci olduğunu hatırlatıyor. Eğer kelimelerin büyüleyici gücüne inanıyor ve ruhunuzun derinliklerinde bir İstanbul akşamı yaşamak istiyorsanız, Huzur sizin için yazılmış demektir.
Her şeyden biraz kalır; bir kitaptan birkaç satır, bir insandan birkaç gülüş, bir şehirden birkaç sokak...