Gerçek mutluluğun bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birdenbire başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremize karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Birlikte yürürken gözümüzde bütün dünya değişirdi ve biz masal aleminde yüzerdik. Ve her tarafı sürülmüş boz toprak, dünyanın en güzel tarlası olarak görünürdü bize.