Aynel Çelik

Aynel Çelik
@aynelcelik
"Yaşayanlar, hikayesi olanlardır."
Türkçe Öğretmeni
Marmara Üniversitesi
Kocaeli
Kocaeli
80 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·1025 syf.··
2022 1. kitabı
·
72 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2022 19:51
Karamazov Kardeşler Rus edebiyatının ilk felsefe düzeyindeki romanıdır. Roman, insan ruhunu yarattığı karakterler üzerinden kusursuz derecede çözümlemesiyle ve felsefe içeren diyalogların derinliğiyle alanında en iyilerinden, belki de en iyisi olarak dikkat çekmiştir. Dostoyevski’nin başyapıtı olarak kabul edilmektedir. Yazarın tüm yaşamı boyunca yaşadığı olayların, karşılaştığı kişilerin ve tüm siyasal, toplumsal görüşlerinin bir sentezidir. ‘’Acı’’ unsurunun fazlaca hissedildiği Karamazov Kardeşler’de karamsar bir dil kendini göstermektedir. Cümleler sanatsallıktan uzak ve doğal-günlük yaşama uygundur. Kahramanların her biri ayrı ayrı derin karakterler olmasından dolayı eserde, kişi betimlemelerine ve ruh çözümlemelerine büyük ölçüde yer verilmiştir. “Bana psikolog diyorlar; bu doğru değil. Ben en yüksek manası ile gerçekçiyim. İnsan ruhunun derinliklerini betimliyorum.” diyerek bunu desteklemektedir. Romanın bel kemiğini oluşturan üç kardeş (Dimitri, Ivan, Alyoşa) Dostoyevski'nin yaşamının üç dönemidir. Babasına benzemekten korkup onun gibi olmaktan kaçamayan Dimitri, Dostoyevksi'nin delidolu gençlik yıllarını temsil eder. Her şeye ve herkese karşı kinli olan ve kendi varoluşuyla bile çatışma yaşayan Ivan onun sosyalist ve muhalif zamanlarının bir yansımasıdır. Manastırda yaşayan ve ''en hayırlı evlat'' olarak tasvir edilen Alyoşa ise yazarın dine döndüğü zamanlardaki ruh halini anlatır ve Dostoyevski'nin üç yaşında kaybettiği oğlunun adını taşır. Sorumsuz ve sevgisiz bir baba yüzünden dağılan koca bir aileyi, perdesiz-engelsiz-duvarsız şekilde gösterir bize Dostoyevski. İyileşmek için çırpınan ve kötü örnekleri gördüğü için onlar gibi olmamaya yemin eden kardeşler en sonunda hayatın acı gerçekleriyle yüzleşir ve kaçtıkları her şeyi kovalarken bulurlar kendilerini.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·413 syf.··
2024 4. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 21:50
Bir Kırgız efsanesine göre mankurt, sorgulama yeteneği olmayan bilinçsiz köledir. Mankurta dönüştürülmek istenen kişinin başı kazınır, başına ıslak deve derisi geçirilir. Elleri ve kolları bağlanıp güneş altında bırakılan kişi, derinin kuruyup gerilmesi ile inanılmaz acılar çeker ve en sonunda aklını yitirir. Hafızası silinir, efendisinden başka kimseyi hatırlamaz. Böylece bilinçsiz bir köle yaratılmış olur. Cengiz Aytmatov’un bilinen ‘’Gün Olur Asra Bedel’’ eserinde kullanılan ve yaygınlaşan bu kavram, günümüzde bize çok da uzak değil aslında. Sadece hayatta kalmaya çalışmanın bizi çevirdiği yaratık, bilincini kaybetmiş bir mankurttan farksız. Kendimizi idame ettirmek adına kapalı hayatlarımızın perde arkasına sığındığımız birbirini takip eden günlerle dolu yaşamımız. Her geçen gün kafamıza geçirdiğimiz görünmez ıslak deve derisiyle güne başlıyoruz. Her saati mutsuz, bilinçsiz, acı dolu geçiriyoruz. Sevmediğimiz işleri yapıyor, korktuğumuz gerçeklerle baş başa kalıyor fakat buna rağmen yaşamaya çalışmak için sorgulamadan, sessizce içimize dönüyoruz. Tüm bunlardan daha tehlikelisi ise, unutuyoruz. Neden bu dünyada olduğumuzu, ne yapmak istediğimizi, sevdiklerimizi ve sevmediklerimizi… Kısacası bizi insan yapan şeyleri zihnimizin kapılarından içeri almıyor, inatla dışlıyoruz onları. Bizden daha gelişmiş ya da daha ‘’iyi’’ olmayan akıllar tarafından birer robota dönüştürülüyor ve sadece bize denilenleri yapıyoruz. Günden güne maneviyatımızı kaybediyor ve iki gözümüzün gördüğü dünyanın dışındaki sahneleri karartarak bu karanlıkta yaşamaya razı oluyoruz. En katlanılmaz nokta ise, bunların farkına bile varmıyoruz. Tıpkı bir mankurt gibi. ‘’Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir.’’ der Einstein. Sorgulamayan, gözlemlemeyen, analiz etmeyen bir
Edebiyat
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
DİKTATÖRLERİMİZ İÇİMİZDE Mİ?: KARDEŞİMİN HİKÂYESİ
Puan vermedi·330 syf.··
2021 21. kitabı
‘’Ey benim şahım; hayatımı bağışladın ama karşılığında hikâyelerimi çaldın benden. Oysa ben sadece hikâyelerde yaşayabilirdim. Şimdi onlar tükendi ve benim hikâyem de sona erdi.’’ İnsanların duyguları olmasaydı, hayatımızda neler değişirdi düşündünüz mü hiç? Korktuğumuzda kalbimiz çıkacakmışçasına atmayı bıraksaydı, sevinince tüm dünyayı kucaklama isteği uyanmasaydı içimizde ya da üzülünce boğazımıza oturan o yumru kalksaydı ortadan, nasıl bir dünya çıkardı ortaya? Her şey daha kolay mı olurdu yoksa yaşayan robotlara mı dönüşürdü tüm insanlık? Romanları otuz dört dilde yayımlanan Livaneli, işte tüm bu soruları kendi üslubu ile yanıtlıyor. Hikâyesine başlamadan önce de okurlarını ‘’Şehrazad’ın Ölümü’’ alıntısıyla karşılıyor. Anlatılmaya değer bir şeyi olmadan yaşamanın tükenmeye eş değer olduğunu anlatıyor bu dizelerde. Yaşayanlar hikâyesi olanlardır çünkü. Hikâyesi olmayan hayat ise karanlık geçen saatlerden ibarettir. Sakin bir balıkçı köyünde gürültüsüz bir yaşam süren Ahmet, 50’li yaşlarının sonunda emekli bir mühendistir. İnsanlardan uzaklaşma ve kitaplarıyla bir dünya kurma amacında olan Ahmet’in en ilginç özelliği ise hiçbir duyguyu hissetmiyor oluşudur. Buna ek olarak asla kimsenin kendisine dokunmasına izin vermez. Maneviyatı, duyguları, hissetmeyi anlamlandırmaya çalışırken kitaplardan yararlanır çünkü ona göre edebiyat insanın duygu dünyasını ve psikolojisini tam olarak algılayıp aktaran tek kaynaktır. Duygu dünyasını öğrenmek isteyen karakterimiz ise bunu zorunlu olarak görür çünkü ıssız bir köye yerleşse bile hâlâ insanlarla yaşamak zorundadır. Aniden gelişen bir cinayet ve evine gelen bir davetsiz misafirle her şeyin değişeceğinden habersizdir. Kardeşinin hikâyesini tüm duygularını uçlarda yaşayan genç bir gazeteciye anlatacağı ve kendi hikâyesini de
Edebiyat
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,7bin okunma