Allah Resulünün zahiri, Şeriat, batını ise tasavvuf olduğuna ve bu iki cephe birbirine sımsıkı kenetli ve birbirini doldurucu mahiyette bulunduğuna göre bu İlahi ahengi ciğneyip şeytani hayaller peşinde bir iç yüz davasına girişmek ve erdirici hisarın kapısı Şeriati devirmek diye tarif edebileceğimiz Batinilik, Hasan Sabbah'tan önce de Frenklerin (mistifikasyon-sahte esraroyunu) dediği türlü hokkabazlıklarla zuhura gelmiş; ve zahidleri, velileri ve güdücüleriyle dosdoğru yolda giden «Sünnet Ehli» caddesinin başlıca sapık kolunu teşkil etmiştir.
Bazı Sahâbileri kötüleyenler, içtihad ve davranışları ne olursa olsun, 'Sahabî' nin mânâsını sezmekten yoksun, İslâm'ı nakış gibi kalbinde değil, tasma gibi boynunda taşıyan nasipsizlerdir.