Akıl sağlığınızı koruyun
Puan vermedi·
Kör Baykuş, "Ben ne okudum şimdi?" şaşkınlığı ile "Aman Allah'ım, bu bir şaheser!" hayranlığı arasında mekik dokutan bir labirent. Kitabı kelimenin tam anlamıyla çok beğendim, ama yalan söylemeye gerek yok: Anlamakta yer yer o kadar zorlandım ki, bir ara kitabın beni okuduğunu ve üzerimde psikolojik bir deney yaptığını düşündüm. Hidayet, "Oysa benim hayatımda tek bir mevsim oldu ve hep aynı haldeyim" derken sanırım benim kitabı okurken içine düştüğüm o sabit "Anlamaya çalışan insan" ifadesinden bahsediyordu. Bir sayfada gerçek hislerini aşkın ve ilahiyatın ardına saklamak istemeyen cesur bir anlatıcı görüyorsunuz, diğer sayfada ise beyninizin içinde adeta mavi ekran veriyor. Sayfalardaki o yoğun melankoli arasında kaybolurken tıpkı yazarın özlediği gibi hissettim: "Keşke her şeyden habersiz olduğum çocukluk zamanlarımdaki gibi usulca uyuyabilseydim! Sakin, huzurlu bir uyku..." Ama ne mümkün!
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,5bin okunma
Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. Gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. Hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. Kendime, söyleyecek söz bırakmadım. Kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. Aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. Sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. Yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. Şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. Aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. Çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. Oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. Fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. Biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalına kimse inanmayacaktır.
Oğuz Atay
Oğuz Atay
Yaşanmış ve yaşatılmış bir hikaye
Hikayenin ismi:Yaş 18 snapchatin yarısından çoğu eder:) Az önce snapchatten aynı mahallede bulunduğum bir genç kardiş bana arkadaşlık isteği attı kendisini tanıyorum ama kendisi beni normalde tanıyor da snapte tanımadı.Mesaj attı bana ben de cevap verdim derken kendisi nerede oturduğunu ne yaptığını yaşını başını beni tanımadan bir bir söylemeye başladı. Benim de kim olduğumu öğrenmek istedi ben de söylemedim tabi (şeytanlık değil mi). Ben onu tanıdığımı ve ailesinde tanıdığım herkesi söyleyince bu bir şokkk yaşadı baya bir tedirgin oldu foti istedi benden atmadım ben istedim kız değişim videolarını attı (hep çirkin mi kalacaksın der sonra en güzel fotiyi videonun sonunda şak diye koyar) neyse ben yine devam ettiriyor sorular soruyorum tabi bu baya tedirgin oldu (ne de olsa bendeki bilgileri e devlet bile geniş geniş ele almıyor) en son kimsin diye üst üste bir sürü mesaj alınca bu kız kesin gece uyumaz didim ve tam kim olduğumu açıklarken Survivor reklamları girdi araya djdndndndn.Reklamlardan sonra açıkladım Kız benim fotimi görmeyene kadar inanmadı ben de kendisine vesikalık attım djdndndndn Velhasıl hikayenin sonunda anlaştık.Bana da laf söyler gibi zaman çok hızlı geçiyor herkes değişiyor dedi.
Ölümler Çıplak Gelir
Aslında ne yol aynı yol, ne ben aynı benim. Her gün biraz eksiliyor, biraz çoğalıyor, biraz kaybediyor, biraz öğreniyorum.
Alıntı
Acı insanı büyük yapmaz. Acı, insanın içinde zaten ne varsa onu ortaya çıkarır. Çünkü insan her şey yolundayken genellikle hayatı sorgulamaz; fakat kaybettiğinde, yalnız kaldığında veya çıkmazda hissettiğinde kendine “Ben kimim, gerçekten ne istiyorum, neden buradayım, hayatımı nasıl değiştirebilirim?” diye sormaya başlar. Bu yüzden birçok güçlü hikâyenin arkasında zorluklar vardır. Ama zorluk başarıyı garanti etmez. Aynı acıyı yaşayan iki insandan biri büyüyebilir, diğeri kırılabilir. Bazen insanın en büyük dönüşümü konfor alanında değil, duvara dayandığı anlarda gerçekleşir. Çünkü bazı kapılar içeriden değil, ancak hayat seni zorladığında açılır. Ve bazen hayatın en karanlık dönemleri, insanın en güçlü taraflarını keşfettiği dönemler olur. Ancak bu, acının bir zorunluluk olduğu anlamına gelmez; sadece birçok insan için dönüşümün başladığı yer olabilir. Farkı yaratan şey sadece acı değil, acıya verilen tepkidir.