Savaş böyleydi işte; savaşların sebep olduğu felaketler savaş alanında kalmıyor, bir gölge gibi insanı her yerde kovalıyor ve bütün hayatı boyunca savaştan çok uzak yerlerde, artık her şeyin bittiğine inanılan bir anda bile, zaman zaman yeni biçimlerle insanın karşısına çıkıp tekrarlanıyordu.
Bizim muhallebimiz, yoğurttu; çikolatamız da, üzüm şırasından yapılmış, güneşte kurutulmuş, sonra kalıp halinde kesilmiş, kesme ... Yoğurda pekmez katardık, kaşık kaşık yerdik. Bizim pastamızdı bu, daha doğrusu bizim kekimiz...
Şaşırdınız mı?