Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öngörüp kendimizi hazırladığımız ve nedenlerini anladığımız düşkırıklıklarına daha kolay katlanırız; en büyük yaraları ise hiç beklemediğimiz ve başa çıkamayacağımız türden düşkırıklıkları karşısında alırız. Felsefe bizi gerçeklikle barıştırmalı, böylece düşkırıklığının kendisi olmasa bile beraberinde getirdiği zararlı duyguları ortadan kaldırmalıdır.
Biz telkinlerden bu kadar etkilenen varlıklar olmasaydık, reklamlar o kadar da gerekli olmayabilirdi. Biz insanlar, duvarlarda güzel resimlerini gördüğümüz şeylere sahip olmak isteriz ama fazla sözü edilmeyen ya da başkaları tarafından övgü almayan şeylerle ilgilenmeyiz. Lucterius da, ''isteklerimizi belirlemenin kendi duyularımız değil, sağdan soldan duyduklarımız'' olmasından üzüntü duyduğunu dile getirmişti.
Öyleyse pahalı şeyler bize mutluluk getirmediği halde neden onlara böylesine düşkünüz? Hata yapıyoruz da ondan. Yaptığımız hata, migren ağrılarına dayanamadığı için kafatasına delik açtıran adamınkine benziyor: Pahalı şeyler satın alarak aslında kaynağını bilmediğimiz sorunlarımıza geçici bir çözüm bulmaya çalışıyoruz. Gereksinimlerimiz psikolojik olduğu halde maddi şeylere, neslere yöneliyoruz. Kafamızı derleyip toparlamamız gerekirken evimiz derli toplu görünsün diye raflar satın alıyoruz. Dost sıcaklığının yerini tutsun diye kaşmir hırkalar giyiyoruz.