Aşk adı altında yaşadığını sandığı bu hisler, bir şeyler anlatıyor gibi görünse de aslında hiçbir şey anlatmıyor olması, gereksiz derecede okuru -yani o kişi ben oluyorum- yönlendirmeye çalışması ve ruh hali Kemal Bey’i bir psikiyatriye yönlendirmek isteğine ve onu yargılamam gerektiğini kendime sürekli hatırlatma ihtiyacı duyarak kitabı bitirmeye çalışmak benim için gerçekten zor. Ayrıca herkesin hülyalı bir şekilde romana, müzeye ve romanda geçen ruh dalgalanmasına yani Kemal’in aşkına hayran olması pek hoşuma gitmiyor. Füsun’un cüretkar bir bencil olması, Kemal’in objelerle yaşadığı cinsel haz betimlemeleri tüylerimi ürpertiyor. Yine de Orhan Pamuk bir iğreti hissi yaratarak romanın sonunu getirmek ve artık bitmesi için daha çok okumaya teşvik etmek gibi bir meziyeti varmış. İlk defa kitabını okuyorum ve muhtemelen son olacak. Bu kadar yoğun bir şekilde bir karakterden ve yazardan rahatsız olduğumu hatırlamıyorum. Üzerine tartışmalar yapmak isterdim gerçekten. İncelemenizde tarafsız yaklaşmaya çalışmış olmanızı tebrik ediyorum ben bu kadar metanetli olamayacağım. 🫠