Benim içime dokunansa insanın yalnızlığa yazgılı bir varlık olması değil, yazgısını bu kadar derin bir yerden bilmesiydi. İnsan, öleceğini bilen tek canlı olduğu gibi, yalnızlığının bilincinde olan tek varlıktı ve ömrü tıpkı ölümü inkar etmeye çalışmak gibi yalnızlığa inkar etmeye çalışmakla geçiyordu. Varoluşun bu acı gerçeği hayatımızı ucuz bir melodram haline getiriyordu. Ama gerçek buydu, hayat ucuz bir melodramdı, biz de bu melodramın oyuncuları olan yalnız insanlardık.
Annem annesi kadar olmasa da yeryüzünde hep tedirgin ayaklarla yürümek zorunda kalmış, kendisini her türlü duygusal darbeden korumanın yolunu arkadaşsızlığı seçmekte bulmuştu.
Söylediğim söze pişman olurum ama söylemediğime pişman olmam.
Söylediğim sözün mahkumu, söylemediğim sözün ise hakimi olurum.
Söylediğim sözün faydası başkasına, zararı ise banadır.
Söylemediğim sözü düzeltebilirim ama söylediğim sözü düzeltemem.