Ayşegül

Ayşegül
Yalova Üniversitesi
19 Nisan 1995
86 okur puanı
Nisan 2017 tarihinde katıldı
Vatan Yahut Silistre
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 01:05
(Spoiler içerir!!!) Asıl adı Mehmet olan, ancak mahlasıyla eserler veren Namık Kemal’in sergilenen ilk tiyatro eseri olarak kayda geçen bu kısa ve öz eserinde, vatan sevgisi ve iki insanın birbirine duyduğu aşk konu edilmiştir. ZEKİYE: Seni gördüm. Sanki başka bir dünyaya geldim. O zaman hayatın ne demek olduğunu anladım. O zaman insan ne demek, anlamaya başladım. Önceden yaşamak nedir bilmezdim. Yine de yaşamayı herkesten daha fazla severdim. Şimdi hayatıının kıymetini iyice biliyorum. Yine de senin için ölmeyi, yaşamaya tercih ediyorum. Zekiye, İslam Beye aşık genç bir kızdır. İslam Bey de Zekiye’ye aynı şekilde aşıktır ancak vatan sevgisi bu genç kıza duyduğu sevgiye ağır basar. Bu nedenle onu arkasında bırakarak gönüllülerle birlikte savaşmaya gider. Fakat Zekiye İslam Beyin aşkıyla sınır tanımayarak ölümü de göze alıp erkek kılığına girer ve onun ardından savaşmaya gider. Tek istediği sevdiği adamın yanında olabilmek gerekirse onun yanında son nefesini vermektir. Burada yıllardır haber almadığı için öldüğüne kanaat getirdiği babasını da bulacaktır. Kısa bir aşk hikayesinin yanı sıra güzel noktalara da değinildiği için okuması keyifli bir eser olduğunu söylebiliriz. İSLAM BEY: Bu milletin daima önünde bir örnek görmeye, bir büyük adam bulmaya muhtaç olduğunu inkar edemezsiniz ya! SITKI BEY: Muhtaçtır. Fakat kendini muhtaç sandığı için muhtaçtır.
Edebiyat
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Ren Kitap · 201827,5bin okunma
Reklam
Hayvan Çiftliği
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 17:14
·
(Spoiler içerir!!!) Orwell’ın Stalin dönemini eleştirdiği, eşitlik ilkesiyle ilk adımları atılan bir devrimin bir noktada yolundan saparak nasıl totaliter sisteme yöneldiğini anlattığı eseri, Yaşlı Reis’in şu sözleriyle -nasihatleriyle- başlar: “İnsan, üretmeden tüketen tek yaratıktır. Gene de, tüm hayvanların efendisidir. İnsan’a ve onun başının altından çıkan tüm uğursuzluklara karşı düşmanca davranmanın göreviniz olduğunu hiçbir zaman akıldan çıkarmayın. İki ayaklılar düşmanımızdır. Dört ayaklılar ve kanatlılar dostumuzdur. Şunu da unutmayın ki, İnsan’a karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğiniz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın. Hiçbir hayvan asla bir evde yaşamamalı, yatakta yatmamalı, giysi giymemeli, içki ve sigara içmemeli, paraya el sürmemeli, ticaretle uğraşmamalı. İnsan’ın bütün alışkanlıkları kötüdür. Ve en önemlisi, hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık, etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar eşittir.” Yaşlı Reis’in ölümünden sonra bir ayaklanma gerçekleşir ve hayvanlar, çiftliği ele geçirir. Orası artık Beylik Çiftliği değil, Hayvan Çiftliğidir. Hayvanların yönetiminde olan bir çiftlik daha önce ne duyulmuş ne de görülmüş şeydir ancak bir süre işler onlar için iyi gider. Kendileri üretmekte ve yine kendileri tüketmektedir. Düzenin sağlanması ve başkaldırının nedenlerinin unutulmaması için yedi kural belirlenir. “DÖRT AYAK İYİ, İKİ AYAK DAHA İYİ!” Zaman geçer ve işler değişir, eşitlik algısı yerini tıpkı insandaki gibi yönetme, lider olma, tek olma arzusuna bırakmaya başlar. Domuzlar çiftliğin yeni burjuvasıdır. Napolyon ise yeni liderleri. Dört ayak üstünden iki ayağa geçmeleri, demokratik adımların totaliter
Edebiyat
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma
9/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2023 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2023 00:53
(Spoiler içerir!!!) “İnsan doğası sınırlı: Sevinç, üzüntü, acıya belli bir dereceye kadar katlanabiliyor ve bunun üstüne çıkınca mahvoluyor. Burada sorun birinin zayıf ya da güçlü olması değil, ister psikolojik, ister fiziksel olsun, duyduğu üzüntünün miktarına tahammül edebilmesi ya da edememesi. Bana göre yüksek ateşten ölen birine korkak demek ne kadar uygunsuzsa, yaşamına son veren biri korkaktır demek de o kadar tuhaf.” Genç Werther’i aşk ve acıya boğan hikayesi, Wahlheim adındaki kente yakın bir köye gitmesiyle başlar. Orada Lotte ile tanışır. Lotte annesinin ölümünden sonra küçük kardeşlerini kendi çocukları gibi görüp seven genç bir kızdır. Werther ilk gördüğü andan itibaren bu genç kadına aşık olur, öyle ki başka bir adama evlilik adına söz vermiş olması dahi onun için önem arz etmez. Zaman geçtikçe Lotte ve ailesine bağlılığı artan Werher, ona sahip olmamanın getirdiği hüzün ve acıyla umutsuzluğa düştüğünü hisseder. Öyle ki hiç bir şey onu Lotte’ye sahip olmak kadar mutlu ve dolu hissettiremez. Bu yüzden arkadaşına yazdığı mektubunda içinde bulunduğu boşluğu şu sözlerle ifade eder: “Göğsümde şiddetle duyduğum bu boşluk! Ah, nedir bu korkunç boşluk! Durup durup kendi kendime, onu bir kere, yalnız bir kere bağrıma basabilsem; bütün bu boşluk dolacak diyorum.” Çareyi Lotte’den uzaklaşmak da bulan Werther, “Yine görüşeceğiz. Karşılaşacağız, her tür canlının bulunduğu yerde birbirimizi tanıyacağız. Gidiyorum” diyerek veda eder ve köyden ayrılır. Gittiği yere içindeki hüznü ve acıyı taşır, her şeye rağmen orada yaşamaya çalışır. Bir dönem iyi de hisseder ancak toplumu, yine o toplumun içinde yaşayanlar tarafından alt tabaka, üst tabaka diye kesin çizgilerle ayıran absürt kuralları nedeniyle huzursuz hissetmesi sonucu kendisini bir zaman sonra tekrar her şeyin
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma