Efendimiz'in (sas) yaptığı gibi çocuğun dünyasına koyacağımız ilk şey, 'La ilahe illallah' olmalı.
Bu söylediklerimizin hepsini 8 yaşından itibaren Efendimiz'in (sas) yanında bulunmuş olan Abdullah b. Abbas üzerinden örneklendirelim. Abdullah b. Abbas anlatıyor: "Bir gün Allah Resûlü'nün bineğinin arkasına binmiştim. Yolda bana: 'Yavrucuğum! Sana bazı sözler öğreteceğim; onları ezberle, hiçbir zaman aklından çıkarma!" dedi. Şöyle devam etti: 'Allah'ın hakkını korursan Allah da seni korur, onu istediğin zaman yanında bulursun. Geniş zamanda Allah'ı an ki Allah da dar zamanda seni ansın, imdadına yetişsin. Bir şey isteyeceğinde sadece ve sadece Allah'tan iste! Yardıma ihtiyacın olduğunda sadece ve sadece Allah'tan dile! İyi bil ki būtün insanlar sana yardım etmek istese Allah dilemediği sürece hiç kimse sana yardım edemez. İnsanların hepsi istese bile Allah'ın dilediği bir musibeti asla kaldıramazlar. İyi bil ki zafer, sabırla elde edilir. Hoşuna gitmeyen durumlara sabretmekte pek çok hayır vardır. Genişlik, sıkıntıdan sonra gelir. Zorlukla birlikte kolaylık vardır. İyi bil ki başına gelenler bir hatandan dolayı gelmediği gibi yapmış olduğun hatalar da musibetine neden olmaz. Allah'ın yazıp takdir ettiğinden başkası olmaz. Kalem kurudu, sahifeler dürüldü. Allah'ı severek ve yakın ile yani görüyormuşçasına O'na ibadet et!" [Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1, 293; Taberâni, Mu'cem, XI, 123; Ibnü'l-Estr, Üsdü'l-Gabe, 3035] Efendimiz (sas), sekiz yaşındaki bir çocuğa korkuda, ümitte, rızıkta, hayatın diğer alanlarında tevhidi böyle öğretti ve babalara da adeta şöyle dedi: "Çocuğunu bir gün arabaya al, onunla sohbet et. Sadece bir hocaya göndermekle mükellefiyetini yerine getiremezsin." İşte İbn Abbas üzerinden itikad inşası meselesinde bizlere verilen mesaj böyledir.