Peki, bu kadar yoğun ve yorucu bir iş tempomuz varken, ekstra bir şey yapabilmemiz mümkün mü? Tabii ki mümkün. Örneğin akşam herkesin toplandığı saatlere bir "okuma" saati yerleştirebilir. Bu okumayı ciltli İslam klasiklerinden veya komisyonlarca hazırlanan çalışmalardan yapmamız, içeriğin güvenilirliği açısından güzel bir tedbir olur. Her akşam aileden birisinin 10 dakika sesli okuyup. diğerlerinin dinlediği, sonrasında 20 dakika herkesin ciltleri taksim ederek kendi kendine okuduğu bir manevi vitamin saati yapabiliriz. Çocukları usandırmamak adına akıllı telefonlardaki sayaçlardan (on yıl sonra artık sayaç yerine ne çıkmış olur tahmin etmek güç) destek almak yerinde olur. Bunun öncesinde 15 dakikalık masa başında bir Kur'an okuma ritüeli çok şahane olur.
Bu saati ailece en sevdiğimiz etkinlik haline getirmek de yine bize düşüyor. Buna önce isim seçerek başlayabiliriz. Evde tüm aile bireylerinin en sevdiği şeyi düşünüp, örneğin çaycı bir aileye "çay saati, meyveci bir aileye "meyve saati" gibi bir isim koyabilir ya da tasavvufi sembollerden birisine atıf yaparak "tekamül saati gibi yüklediğimiz anlama uygun bir isim seçebiliriz. Bu süre içerisinde, ömeğin namaz dualarını bilmeyen evin babası bu duaları ezberleyerek işe başlayabilir. Bu çabaların çocuklar önünde olması, okuduğumuz bütün satırlardan çok daha çarpıcıdır çocuklar için. Çünkü hiçbir satır bir rol model kadar etkilemez insanı.