...suskunluğun siyah okyanusunda ki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan,kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.
Mevlana der ki ;
"Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme,sen dağları seyret. Yenik düşüyorsan özlemlerine aldırma, kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset. Işıklar sönmüşse ve karanlıksa; ona da aldırma, ay ışığını seyret. Sabret... Sabret ki her şey istediğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki her şey gönlünce olsun..."