Hele çıksam şu Talas’ın dağına,
Karşı duman esse dertli bağrıma,
Yar dedim, bağrımı deşip de geçti,
Belli mi olur ne zaman güleceğim?
Ateş düştüğü yeri yakıp kavurdu,
Kalkın gidelim şuradan, yakın Çukurova...
Sülaleye düşen ateşi yem bilip,
Çıkarları uğruna bizi birbirimize kattılar.
Dost mu gardaş mı bilmediler,
Közümüze har olup yaktılar.
Gözümüzdeki yaş gözümüzde kaldı,
Nere gidem ben bu belalı başımla?
Düşman kesildi başımıza gardaş, amca, dost dediğimiz,
Nere gidem, kendimi nerelere vuram?
Bağrım yanıyor, zoruma gidiyor ettikleri, dedikleri,
Biz sustukça zehri bağrımıza bağrımıza saldılar…
“Ben yazı yaşayamadan kışı yaşadım,
Siz bunu fırsat bilip ortalığı viran ettiniz..”
-turna
26.06.2026