''Sözde hikmet çoktur. Birincisi, kimden geliyorsa onun kalbinin kisvesini taşır. Ne ki nefsine ağır geliyor, onu yap. Kaldırdığın ağırlık miktarınca sana ferah erecektir. Kederle dolusun. Merak ve endişe içindesin. Demek ki hakikati göremiyorsun. Karamsarlığın kaynağı ışıktan uzak durmaktır. Gayret atına bin, himmet dile ve ümid et. Bidayeti parlak olanın nihayeti de parlaktır.
Gönül eri garib olmaz.
(Ataullah İskenderi'nin Hikem-i Ataiye'sinden ilham ile..)''
Ancak hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur. Nitekim babam için de öyle olmuş.
Bütün acı ve sızılarına rağmen insan kendi biricikliğinin peşinde koşuyorsa, ruhunun derinlerinden gelen ve onu sahiciliğe çağıran sesi duymamış gibi yapamadığı içindir. Umursadığı için, canlı olduğu ve uyuşmadığı için kalbin yankılarını izler.
Bazen tutunduğumuz dalları yitirebiliriz, düşerken tutunduğumuz tuğlayı Tanrı diye bellemişizdir. Kaybın ya da kazancın da bir ara durak hesabı olduğunu anlamalıyız.