Kırmızı Pelerin okurken insanın içini biraz sıkan ama bir yandan da “iyi ki okudum” dedirten kitaplardan. Hikâye çok tanıdık duyguların etrafında dönüyor: sevilme ihtiyacı, değersizlik hissi, çocukluktan kalan yaralar… O yüzden bazı yerlerde insan kendini yakalanmış gibi hissediyor.
Okuması akıcı ama hafif değil. Yer yer durup düşünüyorsun, hatta “neden insanlar kendilerine bunu yapıyor?” diye kızdığın anlar oluyor. Ama tam da bu yüzden gerçek geliyor. Karakterlerin kusurları, yanlışları, suskunlukları çok insani.
Beni en çok etkileyen tarafı, insanın kendini korumak için üstüne geçirdiği o “pelerin”in zamanla nasıl ağırlaştığını hissettirmesi oldu. Bitince hemen unutulan bir kitap değil; bir süre insanın içinde dolaşıyor.