"Daha şimdiden isimler çıkmıştı ortaya; Kara Fatma'lardan, Ayşe Onbaşı'lardan, Pembe Çavuş'lardan bahsediliyordu. Kadınlık ilk defa şehadet ve gazâ mertebelerine ermişti."
Sayfa 140 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Homo Brutalizm saygıyla, daha zalimi geldi ))
Tahayyül edilen İslami düzen, çoğunlukla Batı kapitalist düzeninden farklılığı üzerinden betimlenmekte; sonra da Batı kapitalizmi bencil bireylerin para kazanma içgüdüleri­ne dayanan ve gerek zengin ile yoksul gerek kapitalist ile işçi arasında çatışma ve zıtlaşmalarla dolu bir düzen olarak ta­nımlanmaktadır. Kapitalist ekonominin özgül niteliği olan daimi gerilim, devlet müdahalesini gerektirir ve ekonomi­nin kendiliğinden işleyişini bozar. Bu yüzden kendi çıkarı­nı gözeten bireylerin eşitsiz ve adaletsiz bir toplum yarata­cağı belirtilerek bu durumun bireysel özgürlüğü sınırlamak için keyfi ve yapay önlemler alınmasına yol açtığı dile getiril­mektedir. Ancak kültürel normlar ve kurumlar temelinde iş­leyen bir ekonomi toplumsal yozlaşma ve baskıcı devlet müdahalesinin getirdiği tehlikelerden uzak kalabilecek toplum­sal ilişkileri garantileyebilir. Bu anlamda homo lslamicus'un dünyası homo brutalisin (zalim insan) kapitalist dünyasına alternatif olarak sunulur. Homo lslamicus'un ahlaki temelle­ri ve kişisel ve enformel nitelikli karşılıklılık ilişkilerinin ku­rumsal çerçevesi üzerinden işleyen bir İslami ekonomi ta­savvuru, bu sebeple Batı kapitalizmine karşı eleştirel bir ko­numla el ele gider. Sosyoekonomik ilişkileri düzenleyen formel mekanizmaların karşısında konumlandırılan dini dok­trinin biçimlendirdiği enformel davranış kurallarının öne­mi, eşitlik kavramının içeriğini de belirler.
Sayfa 195 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Pek çok geç sanayileşen ülkede oldu­ğu gibi Türkiye'de de otoriterliğin ve yolsuzlukların tarih­sel mirası, gerek sendikalar gerek geleneksel siyasi örgütlenmelerle ilgili yaygın bir hoşnutsuzluğa yol açmıştır. Ama Türkiye bağlamında, 1980 darbesi neticesinde mevcut si­yasi parti yapılarının dağılması ve hem siyasal temsiliyette hem sendikal faaliyette kısıtlayıcı yasa değişiklikleri yapıl­ması da, geleneksel siyasi faaliyet biçimlerine alternatif ola­rak sivil inisiyatiflere gösterilen ilginin artışında rol oyna­mıştır.
Sayfa 179 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Bitmedi, sürüyor
1980'lere ve 1990'lara cumhuri­yet tarihinde eşi görülmemiş yolsuzluk dalgaları damgası­nı vurmuştu. Cumhuriyetin ilk dönemindeki klientalist iliş­kilerin yerini iktidardaki siyasetçilerin yasadışı kazançları­nı içeren pratikler almıştı. 1980'lerde ANAP iktidarının iyi Özal dönemindeki gelişmeler bilinen skandallarından birisi dönemin Başbakanı Turgut Özal ve ailesini içeriyordu. Daha sonra bu tarz yolsuzluklar 1989'da yerel seçimleri kazanan merkez sol Sosyal Demok­rat Halkçı Parti'den (SHP) politikacılara, DYP'ye ve RP'ye de yayıldı. 1996'dan 1997'ye kadar başbakan olan Necmed­din Erbakan daha sonra yolsuzluktan yargılandı ve ev hap­sine mahkum edildi.
Sayfa 90 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Betere ivmelenme...
1980 askeri müdahalesinin özel sektör açısından önemli bir sonucu örgütlü emek hareketinin sınırlanmasıydı. Dar­beden sonra DİSK kapatıldı ve liderleri hapse atıldı. Kon­federasyon, ancak 1992'de, oda üyelerinin çoğunu en bü­yük ve yerleşik sendika konfederasyonu olan Türk-lş'e kap­tırdıktan sonra, sendikacılık sahnesine dönebildi. Hak-lş'in ise, daha önce belirttiğimiz gibi siyasal lslam'la sıkı ilişkile­ ri vardı. Yeni sendika yasası sendikaların gücünü ve etkinli­ğini büyük ölçüde kısıtlıyordu.
Sayfa 86 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Çoğalan, ucuzlar...
DP hükümeti 1951'de lmam Hatip okullarını kur­du. Zaman içinde bu okulların sayısı arttı ve 1960'larda AP hükümeti bu okullardan mezun olanların ilahiyat dışındaki dallarda da yüksek öğrenime devam etmesi için yasaları de­ğiştirme sözleri vermeye başladı. Bu yöndeki yasal değişik­likler 1970'lerde yapıldı. Sonuç olarak İmam Hatip okulla­rının sayısı daha da arttı. Bu dönemde İmam Hatiplere kız öğrenciler de alınmaya başladı, halbuki kadınlar bu mesleki eğitim sonucunda dinle ilgili bir görev alamıyordu.
Sayfa 77 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu