"Bir gün bozkırda yürüyüş yaparken, Carlos birçok şeye kızmaya başlar. Yürüyüşünden, bakışından kızgın olduğu belli olur. Don Juan, onun bu kızgın halini gördükçe kahkahalarla güler. O güldükçe Carlos daha fazla kızar. Don Juan oturur, bir Meksika şarkısını, uzata uzata, ağlarmış gibi bir tonla, mevcut bir şarkıcıyı taklit ederek söylemeye başlar. Carlos bütün kızgınlığına rağmen şarkının söylenişindeki komikliğe dayanamayarak gülmeye başlar. Aralarında şöyle bir konuşma geçer:
"Gördün mü, bu saçma sapan şarkıya gülmeye başladın. Ama, bu şarkıyı söyleyene ve onu dinlemek için para ödeyenlere göre, bu şarkı hiç de saçma değil!"
"Ne demek istiyorsun?" diye sorar Carlos.
"Aklı başında kimsenin ciddiye almayacağı şeyleri ciddiye alan sensin! Bu şarkıyı söyleyen ve dinleyenler gibi, sen de kendi komik dünyanı çok ciddiye alıyorsun!"
Daha sonra Carlos'a, "Eğer öğrenmek istiyorsan, kendini önemsemekten vazgeçmelisin" der. "Kendini çok fazla önemsiyorsun. Kendi kafanda kendin çok önemli hale gelmişsin. Bunun değişmesi gerekir. O kadar önemli biri haline gelmişsin ki, kendinde her şeye kızma hakkını görüyorsun. O kadar önemlisin ki, eğer dünya senin istediğin gibi olmazsa, sen bırakıp gidebiliyorsun. Belki bunları yaparken, kendini karakter sahibi bir insan olarak görüyorsundur; karakter sahibi olduğun için böyle davrandığını sanıyorsundur. Böyle düşünmenin hiç anlamı yok; çünkü sen zayıfsın ve kendini beğenmişin birisin."