"şöyle dedi: 'çok korkuyorum.' Neden diye sordum. ' Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.' yine nedenini sordum, şöyle dedi: 'Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.'
Sevgili Dost,
Aristo'nun tabiriyle: "Birbirlerine hoş ve faydalı görünmedikleri gün birbirlerini artık sevmeyen," dostlarla ne işimiz var? Bizim, peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var. Son yudum suyu birbirlerine gönderip susuz şehit olan sahabilerimiz var. Bizim, "iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız" , "sizden biriniz kendisi için sevdiğini, müslüman kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe) gerçek mümin olamaz" , "size aranızdaki sevgiyi arttıracak bir şey söyleyeyim mi? Selamlaşınız" ,"hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın," diyen peygamberimiz var! "Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz,"diyen Yunus'umuz, düşmanın attığı taştan değil, dostun attığı gülden incinen Hallac-ı Mansur'umuz var.
Sevgili Dost
Burnuna halka takılan bir aslan göremezsin. Çünkü aslanlar kafeste bile korkutucudurlar.
Ayıya aslan olmadığını izah edemezsin. Ta ki burnu sızlar soluduğunda.
Sevgili Dost,
Sâdi ne güzel söylemiş:
"Hayattan meyus olanlar, güzel sözler söylerler. Görmez misin ki; kalemin ucu kalemtıraş ile kesilince, kalemin dili daha keskin olur."
Sevgili Dost
Bir körün parmak uçları kadar hassasına az rastlanır kalbin.