"İnsan şu iki halden ayrılmaz: Ya kendi aklı, arzu ve içtihadına uyarak bir şeyi kendi fikriyle seçer yahut başka yolla seçer. Kendi fikir ve içtihadıyla tercih yapmasının doğru olması imkansızdır. Çünkü, arzu ve isteği ona hakim olunca, hak ona gizlenmiş olur. Arzusuna uygun olan her şey ona doğru suretinde görünür. Şu halde, tercih dizgini onun elinde olmayıp başkasının elinde olması gerekir. Herkes, tercih dizginine sahip olamaz. Belki bu işi ancak çok basiretli insanlar yapar. Bunlar da peygamberlerdir. O halde Şer-i Şerife uymak , dinin hükümlerine bağlı kalmak saadet yolunun kaçınılmaz vazifesindendir. Kulluk anlamı budur. Kendi tasarrufu ile şeriat sınırını aşan kimse, şüphesiz helak çukuruna yuvarlanır. Bunun için Allahu Teala buyurdu ki: "Kim Allahu Teala'nın çizdiği sınırı aşarsa, kendine zulmetmiş olur." Talak Suresi 1
İlâhî kuvvet onlara sürekli müşahedeyle yardım eder. Onlar da iki
ayağm konulduğu yerde sıfatlarla gözükür. Onların şaşkınlığı uyma yönündendir. Zikretmeleri ise bir sünnet veya farzı yerine getirmekten
ibarettir. Onlar dost doğru yoldan ayrılmaz. Halk ile iç içe yaşasa ve
onlarla haşır neşir olsalar bile, bu esnada gerçekte onlarla beraber değillerdir. İnsanlar kendilerini görseydi, onları görmüş olmazlardı. Çünkü onları ancak Allah’ın fiillerinden birisi olmaları yönünden görürler. Dolayısıyla onlar, fiili ve yapıcısını müşahede eder. Ne ömür makam!
Durum anlatıldığı gibi olunca : Düşün..
Sen nesin ?
Şüphesiz ; sen , sen değilsin..
Sen O'sun... Ama sen , sen olaraktan değil..
O , bir giriş şekli ile sana dahil değildir. Ama, bir
çıkış şekli ile de , senden hariç değildir. Keza ;
sen de onun haricinde değilsin .
Bu anlattığım mana ile : Senin mevcud olduğunu
kast etmiyorum.. Keza sıfatını da..
Şunu anlatmak istiyorum : sen hiçbir zaman var olmadın . Olman da mümkün değil..
Her şeyi bir yana at..
Hiçbir şeyle olma.. Hatta sen , sen olma.. Hele
nefsinle hiç olma..
Onunla , yani : Hak'la da olma . Hatta , onda da
olma . Onunla birlikte de olma..
Fakat , şunu da unutma ki : Sen ,ne bir fanisin; ne de bir mevcud.. Sen O'sun ; O da sen..
Bu arada şu manayı da anla : Allah-ü Taala
alemlerden hiçbirine muhtaç değildir ; ganidir..
Bunun böyle olması için ne bir illet lazım gelir; ne de bir sebep. Muhyiddin İbni Arabi (ks.)