“Asıl mesele ne biliyor musun? Sen kendi içindeki küçük kırıklıklara takılıp tökezleyerek ayakta duruşuna hayran oluyorsun. Her şeyin gelip geçişini içindeki delikten izlersen ve kıvrılıp bir köşeye dünyanın seni anlamadığını düşünürsen ziyan olursun.”
“ Ölümden söz ederken aslında neden söz ederiz? Aramızdan ayrılan kişiden mi, yoksa kendimizden mi? Yoksa yokluğun kendisinden mi? O denli yok ki, her boş ânı yokluğuyla dolduruyor.”
“Bekliyoruz, gergin… Beklemek bu, durdukça daha çok su çekip ağırlaşan bir süngere dönüyor insanın yüreği. Bir tahliye bekliyor, toplanan cerahatin baş verip akıp gitmesini umut eder gibi. Bekliyoruz, daha ne kadar sürecek bilmeden.”
“…fakat ona, birinci seferde olduğu gibi, her şeyi yeni ve hârikulade bulan bir ruhla değil sihrini bir yığın ıstırap tecrübesinin soldurduğu bir gözle bakıyordum.”