Ayşe

“Hayatla her anlaşmaya varan, varamayanın kederini arttırır, onun garipliğine bir ilmek daha atar. Dünyayı, her makul bulan onu ayıplayanı yalnızlaştırır, tuhaflaştırır, şartlarını her kabul eden ve ona göre davranan, yaşamada şart olamayacağını düşünenin önermesini daha da gizler daha da bulunmaz yere saklar ve bunu arayanı da gitgide azaltır.”
Sayfa 84·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“O keşfedileceğe inanan değildi, tahammüle inanandı. Dünya da anca tahammül yeriydi, sabır ve tahammül. Ölmemeye sabretmenin yeriydi. Bunun kendiliğinden olmasını beklemeye sabrın ve tahammülün yeri idi. Beklerken sadaka mı verirsin, saz mı çalarsın, hapiste mi yatarsın, başına geleni anla da hangi damda yatarsan yat, öyleydi.”
Sayfa 77·Kitabı okudu
“Günlük hayatımız günlük değil de ömürlük yaşanan bir yorgunluk ve kırıklık olarak akşamları üstümüze çöküyor, bir günü daha yuvarlamış olmak daha ne kadar ve neler kaldığını bilmemekle manâsız bir bitiriş olarak, yemediğim meyvenin soyulmuş kabuğu gibi önümde, yanımda duruyordu.”
Sayfa 76·Kitabı okudu
“ Ah bu sükût, bu ömrümü eriten ve beni sonsuz uğultuların cevelanına atan sükût. Nereye bir sözle eğilsem, ne vakti bir hayalle eğsem, kime gözlerimi yumsam da açsam beni bekleyen hep bu sükût. Öyle mi? Sükût. Değil mi? Sükût. Ah sükût, sendeki gürültü ve söyleniş, kahkaha ve istihza beni sağır ederdi de neden acaba etmedi..”
Sayfa 53·Kitabı okudu
“Kış geldiğinde içimdeki umut ve heyecan, en önemlisi kurtulma ve kurtarma duygusu biraz kimlik ve kişilik değiştirmişti. Değişenin ne olduğu ve değiştirenin ne olduğu belli iken bütün bunlardan kendine bir vehim çıkaran insan acuzeliğinde paltomun yakalarını kaldırarak sanki yaradılıştan kaçıyordum. İçeri soğuk girmesin gibi davranarak paltomun içinden asıl ben kaçıyordum. Kaçmak tüm yaşamım boyunca asli fiilim, varlık alanım olmuştu. Tüm kâinat, gelmiş geçmiş yaratılmışlar peşimde, ben hep soluk soluğa idim. Kendi soluğumu duymaktan, uydurduğu efsanesine inanmaktan, hem anlatan hem dinleyen hem hayret eden hem sonunda “Huuu" diyen olmaktan, yerimi tayinden şaşkındım. Koşanın, durmaksızın koşanın yeri neresiydi acaba? Daha hızlandığı ve rahat koştuğu şu bayır mı, altında az soluklandığı şu çeşmenin kenarı mı, sonsuz biteviyelikte uzanan şu kutsal kâinat düzlüğü mü neresi?”
Sayfa 51·Kitabı okudu